Kardiyopulmoner bypass prime volümündeki değişimin, intraoperatif
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: REHA TOPAK
Danışman: SERDAR BAYRAK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kardiyopulmoner bypass, vücuda kan ve oksijen sunumunun devam ettirilebilmesi adına, kalp ve akciğer fonksiyonlarının geçici olarak ekstrakorporeal bir pompa ve oksijenatör sistemine devredildiği bir yöntemdir. Prime volüm yüklenmesi ile ortaya çıkan inflamatuar yanıt ve hemodilüsyonel anemi, intraoperatif ve postoperatif kan transfüzyon gereksinimi doğurmakta ve bu artmış transfüzyon oranları ile beraber transfüzyon ve inflamasyon ilişkili komplikasyonların da önünü açmaktadır. Yapmış olduğumuz çalışmamızda kardiyopulmoner bypass prime volümünün azaltılması ile beraber hastalardaki transfüzyon oranlarının ve kültür tetkiki yapılması veya antibiyoterapi değişikliği gerektirecek düzeyde sistematik cevap oluşturan inflamasyon arasındaki ilişkiyi ve bu durumun doğurduğu maliyet yükünü değerlendirmeyi amaçladık. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde, beş yıllık sürede elektif şartlar koroner arter bypass greftleme operasyonu yapılan 452 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların kardiyopulmoner bypass prime volüm değerleri, vücut yüzey alanlarına bölünerek prime volüm indeksi elde edildi. Çalışma grubu median değerine göre yüksek prime volüm indeksi, düşük prime volüm indeksi olarak ikiye ayrıldı. Veriler, demografik parametreler, intraoperatif parametreler, hemodilüsyon ilişkili parametreler, inflamasyon ilişkili parametreler, maliyet verileri olarak ayrılarak değerlendirildi. Düşük vücut yüzey alanına sahip olan hastalarda, prime volüm indeksi daha fazla olup bu hastaların, kardiyopulmoner bypass başlangıcından itibaren yapılan tüm hematokrit ölçümlerinde daha anemik seyrettikleri görüldü. Yüksek pvi grubundaki hastaların intraoperatif ve postoperatif kan transfüzyonu oranlarının anlamlı şekilde daha fazla olduğu görüldü. İnflamasyon cevabının klinik tabloya yansımasının, yüksek pvi grubundaki hastalarda anlamlı şekilde daha güçlü olduğu görüldü. Bu hastalarda enfeksiyon varlığını göstermeyen kültür tetkiki yapılma oranlarının ve kültür pozitifliği ile desteklenmeyen antibiyoterapi oranlarının anlamlı şekilde daha yüksek oldukları görüldü. Prime volümün mümkün olduğunca azaltılması ile hastaların toplam tedavi maliyetlerinde de azalma sağlanabileceği izlendi. Hemodilüsyonel anemi, kardiyopulmoner bypass pratiği için neredeyse altın standart olmasının yanında, olumlu ve olumsuz etkileri nedeni ile oldukça dikkatle ele alınması gereken bir konudur. Transfüzyonlardan ve buna bağlı komplikasyonlardan kaçınılması için mümkün olduğunca düşük kardiyopulmoner bypass prime volümü kullanılması önerilir. Prime volüm düşürücü tekniklerin birbirine üstünlüklerine dair kesin bir görüş birliği bulunmamasından dolayı, kanın yabancı yüzey temasının ve sıvı yüklenmesinin mümkün olan her şekilde azaltılmaya çalışılması önerilir. Ülkemizdeki sağlık ekonomisinin durumu da göz önüne alındığında, cerrahi tedavilerde maliyetin azaltılması hayati önem arz etmektedir.