Yapılarda patlatma ile yıkım işlerinde iş güvenliği çalışmaları


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İş Sağlığı ve Güvenliği Ana Bilim Dalı (Disiplinlerarası), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ALİ CİHAN DEMİR

Danışman: MUHARREM KEMAL ÖZFIRAT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Gelişen teknoloji ile birlikte şehirlerde ve ilçelerde ömrünü tamamlamış, şehir imar planını bozan yapıların kontrollü yıkılarak yeni imar planlarına yönelik yapıların inşa edilmesi gerekli hale gelmiştir. Özellikle büyükşehirlerde göç alımının yoğunluğundan kaynaklı uzun yıllardır başta konut yapıları olmak üzere birçok yapı inşa edilmiştir. Bu yapılarda eski teknolojinin kullanılmasıyla ve yılların geçmesiyle hem kullanılan betonun dayanımı önemli ölçüde düşük çıkmaktadır hem de parçalanıp kopan beton parçalarının koruduğu donatıların açığa çıkarak paslanıp, eski işlevini yitirmesi bu konuyu önemli hale getirmektedir. 15.12.2012 tarihli, 28498 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6306 sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun" hükmü gereğince bu tür yerleşim alanlarındaki yapıların kontrollü olarak yıkılması ve kentsel dönüşüme sokulması zorunlu hale gelmiştir. Tez çalışmasında patlatma ile yıkım çalışmalarında olası tehlike kaynakları belirlenmiş, Hata Türü Etki Analizi (Failure Mode Effect Analysis) yapılmış ve yüksek risk gruplarının kabul edilebilir risk seviyesine düşürülmesi için alınması gerekli önlemler verilmiştir. Bu çalışmalar yapılırken literatürde ve sanayide yapılmış yıkım çalışmalarının bazıları örnek olarak kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre kritik iki hata türü ön plana çıkmıştır. Bunlardan birincisi H2 olarak kodlanan uygun bir patlatma tasarım modelinin oluşturulmaması; diğeri ise H19 kodlu Kişisel Koruyucu Donanımların (KKD) kullanılmamasıdır. Çalışmada sonuç olarak tüm hatalar, önlemler ile kabul edilebilir risk seviyesine düşürülmüştür; ancak H2 ve H19 hataları önlemlerin alınmasına rağmen HTEA'ndeki kritik 100 değerinin üzerinde kaldığı için sıklıkla kontrol altında tutulması gereken hatalar olarak belirlenmiştir.