Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Deniz İşletmeleri Yönetimi Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: KEMAL AKBAYIRLI
Danışman: OKAN TUNA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Uluslararası ticaretin temel taşlarından olan ticaret rotaları yüzyıllardır önemini korumaktadır. Uluslararası ticaretin hem değer hem de ağırlık bakımından çoğunluğu denizyolu ile taşınmaktadır. Bu nedenle deniz ticaret rotalarının dinamik ve bileşenleri şirketler için önem arz etmektedir. Her ne kadar multimodal taşımacılık kapıdan kapıya hizmet sağlamak için bir zorunluluk olsa da deniz ticaretini destekler pozisyondadır. Diğer yandan kara veya demiryolu rotasında yaşanacak bir sorun birkaç firmayı etkileyecek olmasında karşın deniz yolu rotasında yaşanacak bir sorun tedarik zincirinin yapısını tamamiyle etkileyebilir. Bu duruma en somut örnek COVID-19 pandemisi ve Ever Given vakasıdır. Bu nedenle, deniz yolu rotalarının sağladığı avantajlar kadar barındırdığı riskler de gözetilmelidir. Bir rota kurulurken, yeni hizmet tasarım süreci devreye girmektedir. Yeni hizmet tasarımı, rotanın avantaj ve risklerinin yanısıra, talep, rota kapsamındaki hinterlantların deniz bağlantısı, politik ve yasal boyutlar, IMO yönetmelikleri gibi dış etkenlerin ve şirketin iç etkenlerinin devreye girdiği oldukça karmaşık ve çok boyutlu bir süreçtir. Neticesinde günümüzde 16 temel deniz nakliye rotası ve 500 dolaylarında servis bulumaktadır. Rota seçimi, bu mevcut alternatifler içerisinden en uygun olanının belirlenmesi işlemidir. Bir rotanın uygun olabilmesi için transit süre, hız kararı, hizmet ve planlama güvenilirliği ve güvenlik faktörleri hizmet yapısına uygun olmalıdır. Ancak en önemlisi maliyettir. Firmalar kar elde ederek varlıklarını sürdürürler ve maliyetleri azaltmanın yollarını ararlar. Küresel ısınmanın sonucunda kutup bölgesindeki yoğun erimelerle Arktik Okyanus'unda yeni deniz yolları belirmeye başlamıştır. Arktik nakliye rotaları şeklinde anılan bu dört rota büyük ekonomiler arasındaki mesafeyi ve transit süreyi ortalama %40 azaltmaktadır. Yakıt giderleri deniz operasyonlarının neredeyse yarısına tekabül etmektedir. Mesafenin kısalması giderlerde bir hayli azalma sağlarken, kısalan transit süre yıllık ortalama sefer sayısını arttırarak geminin sağladığı faydayı maksimize etmektedir. Ancak, Arktik rotaların potansiyel faydalarının yanı sıra, çevresel ve sosyal maliyeti de oldukça fazladır. Çevre, sefer, arama & kurtarma, teknik destek, haritalama vb. konularda mutlak bilgi mevcut değildir. Örneğin, Arktik bölgede gemi seferleri bölge ekolojisini olumsuz etkileyebileceği gibi, daha az yakıt tüketerek emisyon salınımını azaltacaktır. Bu gibi durumlarda rota seçim kriterlerinin yanı sıra, şirketlerin politika, tutum ve konuyu algılayışları ve paydaşların beklentileri rota seçiminde etkili olmaktadır. Bu doğrultuda, bu tezin amacı denizcilik şirketlerinin Arktik rotaların potansiyel fayda ve tehditleri karşısında rota seçim tutumlarını keşfetmek ve denizcilik şirketlerinin rota seçimindeki karar alma perspektiflerini ve önceliklerini göstermektir. Paydaşlar sosyal medyada duygu ve düşüncelerini açıkça ifade edebilmektedirler. Bu nedenle, çalışmanın amaç ve hedeflerine ulaşmak için önce sosyal medya üzerinden Duygu Analizi ve Tematik Analiz yapılmıştır. Sonrasında konunun amaç ve yapısına uygun olarak belirlenen kriterleri test etmek için DEMATEL ve Best-Worst Yöntemleri (BWM) karma bir şekilde kullanılmıştır. Sonuçlar, paydaşların büyük çoğunluğunun Arktik rotaların kullanımına karşı olduklarını ve bu konunun onların zihninde çevresel bir ikilem olarak konumlandığını göstermektedir. Ayrıca, bu rotaların paydaşların zihninde, çevresel hassasiyetler, şirketlerin tutum ve tavırları ve politika temalarını çağrıştırdığını göstermektedir. DEMATEL yönteminin sonuçları maliyet ve hizmetin en önemli boyutlar olduğunu, hinterlant ve emniyet & güvenlik boyutlarının diğer boyutlar üzerinde nedensel etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Etkisel Bağlantı İlişkisi Haritaları ise zaman ve maliyetin en etkisel boyutlar olduğunu söylemektedir. DEMATEL ve BWM yöntemlerinin entegrasyonu ile elde edilen sonuçlara göre ise, ekipman uygunluğu, planlama güvenilirliği, kapıdan kapıya hizmet, transit süre ve enerji etkinliği en öncelikli kriterler olarak gözükmektedir. Sonuçlar, 2030'lara kadar Süveyş kanalının, 2050'lere gelindiğinde ise Arktik rotaların ağır bastığını göstermektedir. Ancak, belirli dönemlerde belirli yük tipleri için iki rotanın entegrasyonunun uygun olabileceğini ifade etmek yanlış olmayacaktır. Bu çalışma, rota seçimi ve Arktik nakliye yazınına kıyasla pek çok açıdan yenilikçi bir yaklaşımla ele alınmıştır ve birçok ilki de bünyesinde barındırmaktadır. Örneğin, paydaşların Arktik rotalar karşısındaki hislerini ve düşüncelerini tanımlayan; Tedarik zinciri disiplininde sosyal medya verileriyle tematik analiz yapan; ve DEMATEL ve BWM yöntemlerini rota seçimi ve Arktik nakliye özelinde entegre eden ilk çalışmadır. Yine, bu çalışma kriterlerin belirlenmesi bakımından öncül bir yaklaşım sergilemektedir. Ek olarak, çalışmanın bulguları şirketlerin Arktik politikalarını ve sosyal medya stratejilerini açık bir şekilde anlatmaları noktasında çıkarımda bulunmaktadır.