Türkiye'de gündelik yaşam içinde fotoğrafın yeri
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Fotoğraf Ana Sanat Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2008
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EBRU DUYGU
Danışman: GÖKHAN BİRİNCİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Mağara duvarına atılan ilk çentikten fotoğrafa kadar, yazıyla, resimle toplumsal bellek oluşturma gayretinde olan insan, artık hafıza tanrısını bulmuştu. Kimya ve optikle doğa bir yüzeye geçirilmişti. Öyle ki, gerçeğin yansıması olduğu gibi elle tutulabiliyordu. İçinde bulunduğu yüzyılın en büyük buluşuydu fotoğraf. Yaşadığımız dünyanın asıl keşfi şimdi başlamıştı.İlk olarak doğaya ve insana yöneltilen objektif, ressamın fırçasını da elinden almıştı. Gezgin fotoğrafçılar dünyayı belgelerken, ard arda açılan stüdyolarda seçkinlerin portreleri çekiliyordu. İlk elli yılın ardından sanatsal arayışalara giren fotoğraf resimin etkisinden kurtularak, sokağa çıkmış ve sıradan, basit olana yönelmişti. Üstelik, Kodak'ın ürettiği kutu kameralar da toplumun her kesimine hızla yayılıyordu. Fotoğraf artık daha özgür ve daha demokratikti... İcadından kısa süre sonra Osmanlı'ya giren fotoğrafın, topluma yayılma süreci çok daha yavaş olmuştu. Gayrimüslimler tarafından yürütülen bu faaliyet uzun yıllar fotoğraf çektirmeyi dini açıdan sakıncalı bulan halktan çok, sarayın ve yakın çevresinin tekelinde kalmıştı. Cumhuriyetin ilk yıllarında ise, devrimleri halka anlatmak için propaganda amacıyla basında kullanımıştı. 1932'de nüfüs cüzdanlarında bir zorunluluğa dönüşen vesikalık ve her yerde sergiler açan halkevleri sayesinde daha çok tanınmıştı. Kabuk değiştirdiği seksenlere kadar belgesel ve politik bir tavırda olan fotoğraf bu tarihden itibaren hem bireysel ve içe dönük, hem de biçimsel ve deneysel bir arayışa girmişti. İnternetle birlikte iyice küçülen ve küreselleşen dünyayla, doksanlarda eş anlı gelişmeler yaşanmaya başlanmıştı. Tam da bu sıralarda hayatımıza giren sayısal fotoğraf, ikinci bin yılın eşiğinde fotoğrafı yeniden tanımlattırıyordu.Görüntüler üzerinden bize aktarılan hatta kurgulanan bir gerçeklik içinde yaşayan günümüz insanı, fotoğrafik kadraja çoktan hapsolmuş durumda. Hergün, sanal alanda, gazetelerde, aile albümlerinde, polis kayıtlarında, bilboardlarda, fotoğraflarla var oluyor, fotoğrafın diliyle iletişim kuruyoruz. Bu tez de, Türkiye'de fotoğrafın gündelik hayatımıza girişini, yayılışını ve ayrılmaz parçası haline gelişini inceler.