Sürgünsüz Baskı: Abhazya’da Gürcüleştirme ve Stalinist Milliyetler Politikası


Creative Commons License

Keçeci S.

Uluslararası 1924-1945 Yılları Arasında Sovyetler Birliği'nde Yaşanan Büyük Tasfiyeler ve Sürgünler, İstanbul, Turkey, 20 - 21 April 2026, (Unpublished)

  • Publication Type: Conference Paper / Unpublished
  • City: İstanbul
  • Country: Turkey
  • Dokuz Eylül University Affiliated: Yes

Abstract

Bu çalışma, Abhazya’da Stalin döneminde uygulanan Gürcüleştirme politikalarını, kitlesel sürgün yoluyla değil, Sovyet milliyetler politikası çerçevesinde hayata geçirilen bir yapısal baskı biçimi olarak incelemektedir. 1930’ların başından 1950’lerin başına uzanan döneme odaklanan çalışma, Gürcüleştirmenin marjinal bir kültürel girişimden ziyade Lavrentiy Beria’nın bölgesel güç ağıyla yakından bağlantılı, eşgüdümlü bir yönetişim stratejisi olduğunu savunmaktadır. Beria, önce Transkafkasya’da kilit bir parti yetkilisi, ardından NKVD başkanı olarak, güvenlik aygıtını, kadro politikasını ve kültürel düzenlemeleri bölge genelinde senkronize eden merkezi bir aktör olarak öne çıkmıştır. Abhazya’da baskı, birbiriyle bağlantılı kurumsal müdahaleler aracılığıyla tezahür etmiştir. Bu müdahaleler arasında Abhaz dilinin eğitim ve idari alanlardan sistematik biçimde dışlanması, Abhazca eğitim veren kurumların tasfiyesi ve yerel siyasal ile kültürel elitlerin, cumhuriyetçi ve bölgesel parti liderliğine sadık Gürcü kadrolarla ikame edilmesi yer almaktadır. 1937-1938 Büyük Terörü sırasında özellikle eğitimciler, yazarlar ve kültürel aracılar olmak üzere Abhaz entelektüelleri “burjuva milliyetçiliği” suçlamalarıyla orantısız biçimde hedef alınmış; bu durum Abhaz özerkliğinin toplumsal dayanaklarını daha da zayıflatmıştır. Çalışma, bu politikaları Sovyet devletinin kitlesel sürgünle ilişkili yüksek görünürlük ve siyasal risklerden kaçınırken Abhazya’nın demografik ve kurumsal yapısını dönüştürmesine imkân veren bir “yerinden etmeden baskı” stratejisi olarak kavramsallaştırmaktadır. Büyük ölçekli nüfus transferlerine maruz kalan diğer Kafkasya örneklerinden farklı olarak Abhazya, fiziksel tahliyeden ziyade idari zorlama, kontrollü göç ve kültürel marjinalleştirme yoluyla yeniden şekillendirilmiştir. Abhazya örneğini Stalinist milliyetler politikası, imparatorluk yönetişimi ve Sovyet sınır bölgelerinin idaresine ilişkin daha geniş tartışmalar içine yerleştiren bu çalışma, Stalinist baskıyı sürgün merkezli anlatılarla sınırlayan yaklaşımlara eleştirel bir alternatif sunmakta; kültürel ve idari zorlamanın Kafkasya’da kalıcı ve etkili imparatorluk denetim araçları olarak nasıl işlediğini ve Stalin’in ölümünün çok ötesine uzanan uzun vadeli sonuçlar ürettiğini ortaya koymaktadır.