İnfiltratif Bazal Hücreli Karsinomların Yönetimi: Klinik ve Histopatolojik Bir İnceleme


Geyik A., Aydın E., Eraslan A. A., Usta A. M.

Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği 47. Ulusal Kurultayı, Antalya, Türkiye, 15 - 19 Ekim 2025, ss.63-64, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.63-64
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Amaç: İnfiltratif bazal hücreli karsinom (BCC), lokal agresif davranışı, sinsi yayılım paterni ve cerrahi sınır pozitifliği eğilimi ile dikkat çeken, bazal hücreli karsinomun yüksek riskli alt tiplerinden biridir. Bu çalışma, kliniğimizde infiltratif BCC tanısı almış olguların klinik, patolojik ve cerrahi özelliklerini değerlendirerek; tanı uyumsuzlukları, frozen kesit analizinin rolü ve nüks ile ilişkili faktörleri ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Yöntem: 2008–2015 yılları arasında DEÜTF Plastik Cerrahi Kliniği’nde opere edilen, preoperatif veya postoperatif olarak infiltratif BCC tanısı konmuş toplam 24 hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Demografik veriler, sigara kullanımı, eşlik eden hastalıklar, lezyon lokalizasyonu, ilk biyopsi ve eksizyon sonrası patoloji raporları, cerrahi sınır durumu, frozen kesit uygulaması, komplikasyonlar ve nüksler incelendi. Veriler SPSS v25.0 ile analiz edildi, p<0.05 anlamlılık sınırı olarak kabul edildi.

Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 24 hastanın 15’i erkek (%62.5), 9’u kadındı (%37.5). Median yaş 70.5 olarak belirlendi. Hastaların %45.3’ü aktif sigara kullanıcısıydı. Komplikasyon oranı %25 olup, bu hastaların yarısında sigara öyküsü mevcuttu; ancak istatistiksel anlamlılık gözlenmedi (p>0.05). Frozen kesit uygulanan hastalarda postoperatif sınır pozitifliği %60 oranında saptanırken, frozen yapılmayan hastalarda bu oran %6.6 idi; ancak frozen tetkikinin cerrahi sınır güvenliği açısından anlamlı fark yaratmadığı görüldü. Tanı sürecinde, ilk biyopsi tanısı ile eksizyon sonrası patolojik tanı arasında üçte bir oranında uyumsuzluk saptandı. Bu tanı uyumsuzluğu, yetersiz cerrahi sınır ve artmış nüks riski ile ilişkili bulundu. Nüks oranı %21.8 olup, özellikle ilk biyopside infiltratif tipin tanımlanmadığı olgularda daha sık nüks izlendi. Frozen çalışılmayan ve yüksek riskli anatomik bölgelerde yer alan lezyonlarda sınır pozitifliği daha yüksek oranda saptandı. Nazal, kulak ve medial kantus gibi bölgelerde cerrahi sınırların anatomik sınırlamalar nedeniyle yeterli marjla sağlanmasının zor olduğu gözlendi.

Tartışma: İnfiltratif BCC’nin mikroskopik olarak düzensiz, dar bazaloid uzantılarlayayılımgöstermesi,klinik sınırlarınbelirlenmesini güçleştirmektedir. Bu özellik, ilk biyopside tanı hatalarına ve cerrahi planlamada yetersizliğe yol açabilir. Bu çalışmada, tanı uyumsuzluğu ile nüks arasında anlamlı ilişki tespit edilmesi, tanının ilk aşamada doğru konmasının önemini vurgulamaktadır. Frozen kesit, intraoperatif sınır kontrolünde pratik bir yöntem olsa da, çalışmamızda sınır pozitifliğini anlamlı düzeyde azaltmadığı görülmüştür. Ancak, frozen uygulanmayan vakalarda sınır pozitifliği ve reoperasyon gereksiniminin daha sık izlendiği göz önüne alındığında, bu yöntemin özellikle riskli bölgelerde kullanılması önerilmektedir.

Sonuç: İnfiltratif BCC, tanı ve tedavi sürecinde özgün zorluklar barındıran, nüks riski yüksek bir tümör tipidir. Tanı isabetinin artırılması, cerrahi sınırların dikkatli planlanması ve özellikle kompleks anatomik bölgelerde frozen kesit analizinin rutinleştirilmesi, tedavi başarısını ve hasta konforunu artırabilir. Bu çalışma, infiltratif BCC yönetiminde tanı doğruluğu, intraoperatif değerlendirme ve bireyselleştirilmiş cerrahi yaklaşımın birlikte ele alınmasının klinik başarıyı olumlu etkileyebileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: İnfiltratif bazal hücreli karsinom, frozen inceleme, cerrahi sınır, nüks bcc