Uluslararası Katılımlı 2. İzmir Pediatri Kongresi, İzmir, Türkiye, 11 - 13 Eylül 2025, ss.83, (Özet Bildiri)
Giriş: Brusella, endemik bölgelerde hala yaygın bir antropozoonoz olup ülkemiz için ciddi bir sağlık problemi olmaya devam
etmektedir. Özellikle tedavisi geciken ya da eksik tedavi alan olgularda hastalık ilerleyici ve dirençli seyredebilmektedir.
Pediyatrik nörobruselloz bugüne kadar literatürde toplam 119 olguda bildirilmiştir. Bu çalışmada tek merkezin 10 yıllık
deneyimini sunarak literatüre katkıda bulunmayı amaçladık.
Yöntem: Hastanemize 2015-2025 yıllarında çocuk acile başvurarak nörobruselloz tanısı alan arasında 0-18 yaş arası hastaların
demografik, klinik, radyolojik özellikleri incelendi. Nörobruselloz tanısında Güven et al. tarafından önerilen tanı kriterlerinin
hepsini karşılaması esas alındı. Bu kriterler şu şekildeydi: (i) nörobruselloz sendromuyla uyumlu klinik özellikler, (ii) BOS’ta
lenfositik pleositoz, yüksek protein ve düşük glukoz; (iii) kanda veya BOS'ta veya kemik iliğinde veya serolojide Brucella
türlerinin pozitifliği (kanda >1:160 veya BOS'ta herhangi bir pozitif titre); ve (iv) alternatif etiyolojinin dışlanmasıyla uygun
tedaviye klinik yanıt.
Bulgular: Çalışmaya 13 hasta dahil edildi. Medyan yaş 10’du (4-18) ve olguların %61,5’i (n=8) kızdı. Tanıya kadar geçen
medyan süre 44 gündü (7-730). Santral tutulumların içinde en sık olanı 11 (%84,6) hastada olacak şekilde
menenjit/memningoensefalitti. Bu tablo en sık akut (n=10, %76,9) şeklindeyken bir olguda (%7,7) kronik menenjit izlendi. Üç
(%23,1) hastada abdusens sinir felci saptandı. Bir (%7,7) hastada sensörinöral işitme kaybı gözlendi. İkişer (%15,4) hastada
nöropsikiyatrik bulgu ve uygunsuz ADH sendromu başvuru tabloları arasındaydı. BOS incelemelerinde tüm hastalarda
pleositoz, yüksek protein (medyan=85, 65-110) mg/dl ve düşük glukoz değerleri (medyan: 39, 33-41 mg/dl) saptandı.
Hastaların hepsinde serum aglütinasyon ve serum Rose-Bengal testi pozitifti. Kan ve BOS kültüründe Brusella üremesi sırasıyla
%23 (n=3) ve %15 (n=2) hastada saptanırken BOS’ta ELISA ile IgM tespiti %61 (n=8) hasta tanı almıştı. Yedi (%53,8) hastada
BOS PCR’da Brusella DNA’sı tespit edilmişti. Hiçbir hastada kemik iliği kültürü alınmamıştı. Hastaların hepsine beyin
manyetik rezonans görüntülemesi yapılmıştı ancak üçünün (%23) sonucuna ulaşılamadı. Altı (%46) hastada nörogörüntüleme
normaldi. Dört (%31) hastada meningeal kontrast tutulumu saptanmıştı. Tanı netleşene kadar meningoensefalite yönelik
standart antibiyotik ve antiviral tedavilere yanıt yoktu. Tanı ile birlikte her hasta en az üçlü antibiyotik kullanmıştı. En çok
tercih edilen antibiyotik %100 oran ile rifampisindi. Medyan ilaç kullanım süresi 18 (14-22) haftaydı. %77 (n=10) hasta
sekelsiz iyileşirken sırasıyla iki (%15) ve bir (%7,6) hastada bilişsel fonksiyonlarda azalma ve işitme kaybı görüldü. Mortalite
gözlenmedi.
Sonuç: Nörobrusellozun tanısında klinik, laboratuvar ve radyolojik bulguların birlikte değerlendirilmesi önemlidir. BOS’ta
PCR ve ELISA’nın kültüre kıyasla daha yüksek duyarlılık gösterdiği ve çoğu hastanın sekelsiz iyileşebildiği görülmüştür.
Bilişsel fonksiyon kaybı ve işitme kaybı gibi kalıcı sekeller göz ardı edilmemelidir.
Anahtar Kelimeler:nörobruselloz, menenjit, brusella, rifampisin