NADİR AMA KRİTİK: PRENATAL TANI İLE YÖNETİLEN BİR NAGS EKSİKLİĞİ VAKASI


Creative Commons License

Kobaş S., Kırmızıtaş M., Demirdöken E. D., Uzun Dinçtürk D., Gündüz M., Bilen M., ...Daha Fazla

2.ULUSLARARASI KATILIMLI İZMİR PEDİATRİ KONGRESİ, İzmir, Türkiye, 11 - 13 Eylül 2025, ss.187, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: İzmir
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.187
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

NADİR AMA KRİTİK: PRENATAL TANI İLE YÖNETİLEN BİR NAGS EKSİKLİĞİ

VAKASI

Simge ASLAN KOBAŞ1, Melis KIRMIZITAŞ2, Emine Didem DEMIRDÖKEN2, Duygu UZUN DİNÇTÜRK2

,

Mehmet GÜNDÜZ1, Merve BILEN3, Pelin TEKE KISA2, Nur ARSLAN2

1Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, İzmir, Türkiye

2Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Çocuk Metabolizma Hastalıkları, İzmir, Türkiye

3Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Çocuk Metabolizma Hastalıkları, İzmir

GİRİŞ: Üre döngüsü bozuklukları, vücuttaki amonyağın karaciğerde enzimatik reaksiyonlar sonucu detoksifiye edilerek

üreye dönüşümünde yer alan enzimlerin, kofaktörlerin veya transport proteinlerin eksikliği ile ortaya çıkan otozomal resesif

geçişli bir grup nadir kalıtsal metabolik hastalıktır. N-asetil glutamat sentaz (NAGS), amonyağın karbamoil fosfata

dönüşümünü sağlayan karbamoil fostat sentaz (CPS-I) enziminin aktivatörü olan N-asetil glutamat (NAG) sentezinde görev

alır. NAGS eksikliği, proksimal üre döngüsü bozukluğuna bağlı olarak oluşan hiperamonyemiye yol açan ve nadir bir üre

döngüsü bozukluğudur. Genellikle yenidoğan döneminde beslenememe, kusma, hipotoni, nöbet, açıklanamayan ensefalopati

tablosu, koma gibi klinik tablolara neden olabilmektedir.

OLGU SUNUMU: 32 yaşında bir çocuğunu NAGS eksikliği nedeni ile kaybeden, diğer çocuğu ise NAGS taşıyıcılığı nedeni

ile çocuk metabolizma tarafından takipli olan kadın olgu gebe kalması üzerine tarafımıza başvurdu. Olgunun eşi ile arasında

akrabalık öyküsü de olması nedeni ile amniyosentez materyalinden genetik inceleme yapılmasına karar verildi. NAGS geninde

homozigot c1289T>C patojenik varyantı tespit edildi. Olgu 40+5 gestasyonel haftada, 3762 gram ağırlığında normal spontan

vajinal yolla ile APGAR skoru 9/10 olarak doğdu. Tetkik ve takip amaçlı 3.düzey yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatışı

yapıldı. Hastaya servis yatışını takiben 100 mg/kg/gün karglumik asit ve postnatal 2. gününden itibaren ise protein kısıtlı diyet

başlandı. İzlemde amonyak ve kan şekerleri regüle seyretti. Klinik ve laboratuvar açıdan stabil seyreden olgu, tarafımızca yakın

takip edilmektedir.

SONUÇ: NAGS eksikliği, son derece nadir görülen bir üre döngüsü bozukluğudur. Tanıda glutamin yüksekliği, sitrülin

düşüklüğü ile birlikte idrarda orotik asit atılımının normal olması yol göstericidir. Ailedeki mutasyonların belirlenmesi, sonraki

gebeliklerde prenatal tanıya olanak sağlayarak doğum sonrası hızlı müdahaleyi mümkün kılar. Bu olguda amniyosentez ile

prenatal dönemde tanı konulan NAGS eksikliğine, doğumdan hemen sonra başlanan karglumik asit tedavisi sayesinde geri

dönüşsüz komplikasyonlar önlenmiş olup, bu durum prenatal tanının yaşam kurtarıcı önemini güçlü şekilde ortaya

koymaktadır.

Anahtar Kelimeler:Hiperamonyemi, Yenidoğan, Üre Döngüsü Bozukluğu, NAGS eksikliği