Klasik İsrâiliyyât’tan Dijital Dezenformasyona: Sosyal Medyada Tefsirin Fragmanlaşması ve Dinî Otorite Sorunu
DİJİTALLEŞME VE DİNÎ ANLAYIŞ, Aydın, Türkiye, 15 - 16 Haziran 2026, (Yayınlanmadı)
- Yayın Türü: Bildiri / Yayınlanmadı
- Basıldığı Şehir: Aydın
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu çalışma, dijitalleşme sürecinin Kur’ân tefsiri ve dinî bilginin üretim-tüketim biçimleri üzerindeki etkilerini klasik tefsir literatüründe tartışılan “İsrâiliyat” problemi ile ilişkilendirerek incelemektedir. Özellikle sosyal medya platformlarında dolaşıma giren doğrulanmamış dinî içerikler, bağlamından koparılan ayet yorumları, yüzeysel din anlatımları ve algoritmik görünürlük eksenli içerik üretimi tefsir ilmi açısından sahih bilgi problemini doğurmaktadır.
Çağımızda her türlü bilgiye dijital erişim ile kolayca ulaşım sağlanması, bilhassa sosyal medyanın düşük maliyetli dağıtım kanalı olması bir yandan bilgi paylaşımını kolaylaştırırken diğer taraftan burada paylaşılan bilgilerin doğruluğu ile ilgili sorunları gündeme getirmektedir. Çalışma, bu süreci “modern İsrâiliyât” kavramı çerçevesinde şekillendirmektedir. Tefsir ilminde İsrâiliyat; tefsire Ehl-i kitap kaynaklı ve doğruluğu kesinleşmemiş bilgilerin dahil edilmesi olarak görülmüş ve müfessirler bu tür rivayetlere temkinli yaklaşmışlardır. Günümüzde sosyal medya aracılığıyla yayılan doğrulanmamış dinî içerikler de benzer şekilde bilginin güvenilirliği sorununu gündeme taşımaktadır. Ayrıca dijitalleşme, dinî bilginin otorite yapısını dönüştürmektedir. Geleneksel müfessir otoritesinin yerini sosyal medya fenomenleri ve dijital platformların almaya başlaması, tefsir ilmi açısından yeni riskler doğurmaktadır.
Bu çalışmanın amacı, dijital mecralarda üretilen ve yayılan dinî içeriklerin tefsir ilmi açısından ortaya çıkardığı bilgi problemini incelemektir. Bu bağlamda ayetlerin bağlamından koparılarak fragmanlaştırılması, siyak-sibak ilişkisinin zayıflaması, sebeb-i nüzul bilgisinin ihmal edilmesi ve rivayet tenkidinin geri plana itilmesi gibi meseleler ele alınacaktır. Ayrıca geleneksel müfessir otoritesinin yerini sosyal medya fenomenleri ve dijital platformların almaya başlamasının, dinî bilginin güvenilirliği üzerindeki etkileri değerlendirilecektir. Nitekim dijital çağda bilgiye erişimin kolaylaşması, dinî içeriklerin hızlı biçimde yayılmasını sağlarken aynı zamanda içeriklerin doğruluğu problemini de gündeme taşımıştır. Bu çerçevede zarar verme amacı taşımadan paylaşılan hatalı içerikler “yanlış bilgi” (misinformation), kasıtlı biçimde üretilen yanıltıcı içerikler ise “dezenformasyon” (disinformation) olarak tanımlanmaktadır. Sosyal medyada kontrolsüz biçimde dolaşıma giren bu içerikler, İslâm’da temeli bulunmayan bazı uygulamaların yaygınlaşmasına da zemin hazırlamaktadır. Nitekim klasik İslâm düşüncesinde Kur’ân ve sünnette karşılığı bulunmayan uygulamalar “bid‘at” kavramı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Çalışmada ayrıca “fragmanlaşma” olgusu üzerinde de durulacaktır. Bu kavram, Kur’ân ayetlerinin ve tefsir bilgisinin bağlamından koparılarak küçük ve hızlı tüketilebilir içeriklere dönüştürülmesini ifade etmektedir. Özellikle ayetlerin metafizik beklentiler, kişisel motivasyon amacıyla araçsallaştırılması (manifestlemek, tefeül yapmak, sayılarla ayet-sûre okumak vb. gibi), bazı ayetlerin aslî anlamlarından uzaklaştırılarak farklı amaçlarla kullanılmasının dikkat çekici örnekleri arasında yer almaktadır. Bu yönüyle dijitalleşme, tefsir ilmi ve dinî bilginin güvenilirliği açısından yeni sorun alanları ortaya çıkarmaktadır.
Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Klasik tefsir ilmi kaynakları ile sosyal medya merkezli güncel dinî içerikler karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Öncelikle İsrâiliyat ve bid‘at kavramlarının klasik literatürdeki anlam çerçevesi tespit edilecek, ardından dijital mecralarda üretilen dinî içerikler tefsir ilmi literatürüyle mukayeseli olarak analiz edilecektir. Böylece tefsir usulü ilkeleri ile çağdaş dijital yorum pratikleri arasındaki süreklilik ve kırılma noktaları ortaya konulacaktır.
Çalışmanın sonucunda; sosyal medya merkezli dinî içerik üretiminin Kur’ân yorumunda anlam kaybı, yüzeyselleşme ve dinî bilginin kişisel çıkarlar amacıyla kullanımı gibi ciddi problemlere yol açtığı, bunun da klasik dönemde İsrâiliyat bağlamında tartışılan rivayetlerle, bilgi kaynağı, üretimi ve dolaşımı açısından benzerlik taşıdığı ortaya konulacaktır. Dijital çağda dinî otoritenin ilmî yetkinlikten ziyade takipçi sayısı, görünürlük ve algoritmik popülerlik üzerinden yeniden şekillenmesi, dinî bilginin güvenilirliği açısından yeni sorun alanları doğurmaktadır. Klasik dönemde tefsire kontrolsüz biçimde giren İsrâiliyat rivayetleri nasıl epistemolojik bir problem oluşturduysa, günümüzde de sosyal medya kaynaklı doğrulanmamış dinî içerikler benzer bir işlev görmektedir. Bu bağlamda çalışma, klasik tefsir ilminin geliştirdiği rivayet tenkidi, bağlam analizi ve bütüncül yorum ilkelerinin dijital çağın dinî içerik üretiminde yeniden işlevsel hale getirilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
This study examines the effects of digitalization on Qur’anic exegesis and the production and consumption of religious knowledge by relating them to the problem of Isrāʾīliyyāt discussed in classical tafsir literature. In particular, unverified religious content circulating on social media platforms, decontextualized interpretations of Qur’anic verses, superficial religious narratives, and content production shaped by algorithmic visibility generate problems concerning authentic religious knowledge within the discipline of tafsir. While digital access facilitates the rapid dissemination of information, social media’s low-cost distribution structure also raises significant concerns regarding the reliability and accuracy of shared religious content.
The study conceptualizes this process within the framework of “modern Isrāʾīliyyāt.” In classical tafsir literature, Isrāʾīliyyāt refers to the inclusion of narratives originating from Ahl al-Kitāb sources whose authenticity could not be fully verified, and exegetes generally approached such reports with caution. Similarly, contemporary unverified religious content disseminated through social media creates a comparable problem of epistemic reliability. Furthermore, digitalization transforms the structure of religious authority. The replacement of traditional exegetical authority by social media influencers and digital platforms introduces new risks for the discipline of tafsir.
The primary aim of this study is to analyze the epistemological problems generated by religious content produced and circulated in digital environments from the perspective of tafsir studies. In this context, issues such as the fragmentation of Qur’anic verses, the weakening of textual coherence (siyāq-sibāq), the neglect of the occasions of revelation (asbāb al-nuzūl), and the marginalization of hadith and narration criticism will be examined. The study also evaluates how the transformation of religious authority in the digital age affects the reliability of religious knowledge.
In the contemporary digital environment, incorrect religious content shared without harmful intent may be defined as “misinformation,” whereas intentionally misleading content constitutes “disinformation.” The uncontrolled circulation of such content on social media also contributes to the spread of practices lacking a basis in the Qur’an and Sunnah, traditionally discussed in Islamic thought under the concept of bidʿah (religious innovation). The study further focuses on the phenomenon of “fragmentation,” referring to the reduction of Qur’anic verses and tafsir knowledge into short, rapidly consumable digital content detached from their original context. Practices such as using verses for “manifestation,” fortune-seeking, or numerological purposes exemplify how Qur’anic verses may be removed from their primary meanings and instrumentalized for different aims.
This research adopts a qualitative methodology. Classical tafsir sources and contemporary social media-centered religious content will be comparatively analyzed. First, the conceptual frameworks of Isrāʾīliyyāt and bidʿah in classical literature will be examined, followed by an analysis of digital religious content in comparison with tafsir methodology. In this way, the study aims to reveal both the continuities and ruptures between classical exegetical principles and contemporary digital interpretation practices.
The study concludes that social media-centered religious content production leads to meaning loss, superficiality, and the instrumentalization of religious knowledge for personal interests in Qur’anic interpretation. These dynamics display similarities with classical Isrāʾīliyyāt narratives in terms of the sources, production, and circulation of knowledge. Consequently, the study argues that the principles of narration criticism, contextual analysis and holistic interpretation developed in classical tafsir methodology should be reconsidered and refunctionalized for the digital age.