FİNGOLİMOD KESİLMESİ SONRASI REBOUND SENDROMU OLGUSU


Onikioğlu İ., Canbaz Kabay S.

60. Ulusal Nöroloji Kongresi -, Antalya, Türkiye, 27 Kasım - 02 Aralık 2024, ss.794, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.794
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Giriş: Fingolimod geri dönüşümsüz S1PR1 inhibisyonu ile otoreaktif T lenfositlerin lenfoid dokulardan çıkışını engelleyerek etki gösteren immünmodülatör ajandır. Multiple Skleroz tedavinde kullanılan immünomodülatör ajanların kesilmesi veya değişimi hastaları nükslere veya hastalığın ilerlemesine karşı savunmasız bırakmaktadır. Hastalık aktivitesi, tedavi öncesi gözlenen seyrine göre orantısız olduğunda, hastaların rebound yaşadığı söylenir. Olgu: 39 yaşında erkek hastada, 2006 yılında 2 kez jeneralize tonik-klonik nöbet öyküsü nedeniyle başvurduğu merkezde yapılan görüntülemelerinde demiyelizan lezyonlar saptanması üzerine yapılan incelemelerde BOS ta OKB tip 2 pozitif saptanmış ve takibe alınmış. 2007 yılında yeni gelişen ve kontrastlanan aktif lezyonlar görülmesi üzerine klinik kesin MS tanısı ile interferon beta-1a tedavisi başlanmış. 2020 yılında sol alt ekstremitede güçsüzlük ve hipoestezi bulguları ile yeni atak gelişen hastada MRG’da kontraslanan yeni lezyonlar saptanarak Fingolimod tedavisine geçilmiş. 2024 yılına kadar radyolojik ve klinik olarak stabil izlenen hasta Ocak 2024 sonrası hekim kontrolü dışında kendi kararı ile fingolimod tedavisini bırakmış. Ağustos 2024 yeni gelişen şikayetleri nedeniyle tarafımıza başvuran hastanın muayenesinde solda İNO, sağ üst ekstremite 4/5 kas gücü defisiti, geniş tabanlı, ataksik yürüyüş ve bilateral Babinski pozitifliği saptandı. Önceki görüntülemesiyle karşılaştırıldığında yeni gelişen ve kontrastlanan çok sayıda kortikal, periventriküler ve beyin sapı lezyonu gözlendi ve fingolimod kesilmesi sonrası rebound sendromu olarak düşünüldü. Hastaya 1gr/gün iv metilprednizolon tedavisini takiben plazmaferez tedavisi planlandı. Servis izlemi devam eden hastada plazmaferez sonrası Natalizumab tedavisine geçilmesi planlandı. Sonuç: Olgumuz immunsupresan tedavi altında yeni gelişen lezyon saptandığında tedavi uyumunun sorgulanması ve tedavi hedefleri arasında uyumsuzluğun yaratacağı riskler hakkında bilgilendirmenin önemini vurgulamak amacıyla sunulmaya değer görülmüştür.