Superior Mezenterik Arter Sendromu (Wilkie Sendromu): 5 Olgunun Cerrahi Yönetimi ve Nadir Bir Malignite Birlikteliği
24. Ulusal Cerrahi Kongresi, Antalya, Türkiye, 8 - 12 Nisan 2026, ss.1, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Antalya
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.1
- Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Giriş: Wilkie sendromu olarak bilinen Superior Mezenterik Arter Sendromu(SMAS), duodenumun üçüncü kısmının abdominal aorta ve superior mezenterik arter(SMA) arasında sıkışması sonucu oluşan normalde 38° olan aortomezenterik açının(AMA) 25°nin altına düşmesi, aortomezenterik mesafenin(AMM) 10mm'nin altına inmesi ile karakterize nadir bir üst gastrointestinal obstrüksiyon nedenidir.
Yöntemler: Bu retrospektif vaka serisi, tek merkezde SMAS öntanısı ile cerrahi olarak tedavi edilmiş beş hastayı içermektedir. Demografik özellikler, klinik tablo, radyolojik bulgular (AMA,AMM), cerrahi teknikler ve ameliyat sonrası sonuçlar değerlendirilmiştir.
Bulgular ve Sonuç: Çalışma popülasyonu, yaşları 19 ile 45 arasında değişen, ortalama yaşı 29,6 yıl olan 5 hastadan(3 kadın,2 erkek) oluşmaktadır. Tüm hastalar bulantı, kusma ve karın ağrısı dahil olmak üzere gastrointestinal obstrüksiyon semptomları ile başvurdu.Tüm hastalarda postprandiyal bulantı ve kusma vardı, üçünde preprandial bulantı da mevcuttu. Tüm hastalar kilo kaybı ve yemek sonrası semptomlarla başvurmuştur.Bilgisayarlı Tomografi(BT), en az 14° en çok 20,7° AMA ve en fazla 6 mm AMM ile tanıyı doğrulamıştır.Cerrahi müdahaleler arasında Laparoskopik Strong prosedürü(n=1), Laparoskopik Roux-en-Y duodenojejunostomi(n=1), Rezeksiyonla Duodenojejunostomi(n=1), Laparoskopik yan yana duodenojejunostomi(n=1), Laparoskopik Strong prosedürü ile duodenojejunostomi(n=1) yer almaktadır. Bir hastada eş zamanlı Nutcracker sendromu görüldü.SMAS öntanılı bir hastada intraoperatif olarak malign epitelyal tümör saptandı.Vaka 1:Nutcracker Sendromu 19 yaşında bir kadın hasta, 5 yıldır yemek sonrası ağrı kusma ve yeni gelişen hematüri şikayetiyle başvurdu. Vücut kitle indeksi(BMI) 15,22 olan hasta kaşektik görünümdeydi. Görüntüleme, 16° AMA ve 4 mm AMM ile kritik bir daralma olduğunu ortaya koydu.BT görüntülemesi ayrıca sol renal venin sıkışmasını da gösterdi; bu da Nutcracker Sendromu'nu düşündürüyordu,hastaya laparoskopik duodenojejunostomi yapıldı.Vaka 2:Nadir Bir Malignite Birlikteliği 38 yaşında, eşlik eden kalp kapak hastalığı olan bir kadın hasta, 1 yıldır aralıklı bulantı kusma semptomları ile başvurdu, minimal kilo kaybı (2,5 kg) vardı. BT, 19° AMA ve 5,3 mm AMM gösterdi.Hastada preop görüntülemelerde saptanmayan perop proksimal jejunum yerleşimli kitlesel lezyon görülmesi üzerine distal duodenum-proksimal jejunum rezeksiyonu yanyana duodenojejunostomi yapıldı.Histopatolojik incelemede, serozaya invazyon gösteren ve 3 metastatik lenf nodu bulunan fokal skuamöz farklılaşma gösteren adenokarsinom(pT4N2) saptandı.Bu vaka, SMAS benzeri semptomların bazen maligniteye bağlı mekanik tıkanıklığı maskeleyebileceğini veya bunun sonucu olabileceğini vurgulamaktadır.


Sonuç: Hızlı kilo kaybı ve üst gastrointestinal obstrüksiyon semptomları gösteren hastalarda SMAS düşünülebilir.Laparoskopik duodenojejunostomi de tek anastomoz yapılmakta ve standart tedavi yöntemidir, Roux-en-Y diversiyon ihtiyacı bulunmamaktadır. Seçilmiş olgularda Strong prosedürü ile Treitz repozisyonu uygulanması cerrahi seçenekler arasında düşünülebilmekte. Özellikle atipik klinik seyirde altta yatan diğer obstrüksiyon nedenleri araştırılmalıdır. Bu seri, SMAS için radyolojik kriterler karşılandığında bile, ayırıcı tanıda malignite gibi diğer obstrüksiyon nedenlerini dikkate almanın gerekliliğini ve birlikteliğinin de görülebileceğini vurgulamaktadır.
Giriş: Superior Mesenteric Artery Syndrome (SMAS), also known as Wilkie’s syndrome, is a rare cause of upper gastrointestinal obstruction characterized by the extrinsic compression of the third portion of the duodenum between the abdominal aorta and the superior mesenteric artery (SMA). Pathologically, defined by a significant reduction in the aortomesenteric angle(AMA) to below 25° (from a physiological mean of approximately 38°) and a decrease in the aortomesenteric distance(AMD) to less than 10 mm.
Yöntemler: This retrospective case series evaluated five patients surgically treated with a preliminary diagnosis of SMAS at a single center. Demographic characteristics, clinical presentation, radiological findings (AMA,AMD), surgical techniques, and postoperative outcomes were assessed.
Bulgular ve Sonuç: The study included five patients (3 females, 2 males) aged 19–45 years (mean age 29.6years). All presented with gastrointestinal obstruction symptoms, including nausea, vomiting, abdominal pain, weight loss, and postprandial exacerbation. Postprandial nausea and vomiting were present in all cases; three also had preprandial nausea. Computed tomography (CT) confirmed superior mesenteric artery syndrome (SMAS), demonstrating an aortomesenteric angle (AMA) of 14°–20.7° and a maximum aortomesenteric distance (AMD) of 6 mm.Surgical management consisted of laparoscopic Strong’s procedure(n=1), laparoscopic Roux-en-Y duodenojejunostomy(n=1), resection with duodenojejunostomy(n=1), laparoscopic side-to-side duodenojejunostomy(n=1), and combined laparoscopic Strong’s procedure and duodenojejunostomy(n=1). One patient had concomitant Nutcracker syndrome. In another patient with a preoperative diagnosis of SMAS, an intraoperative malignant epithelial tumor was detected.Case 1: A 19-year-old female with a 5-year history of postprandial pain and vomiting, and recent hematuria, had a BMI of 15.22 kg/m². Imaging showed an AMA of 16° and AMD of 4 mm, with left renal vein compression consistent with Nutcracker syndrome. Laparoscopic duodenojejunostomy was performed.Case 2: A 38-year-old female with valvular heart disease presented with intermittent nausea and vomiting for one year and minimal weight loss(2.5 kg). CT demonstrated an AMA of 19° and AMD of 5.3 mm. Intraoperatively, a proximal jejunal mass not detected on preoperative imaging was identified; resection of the distal duodenum and proximal jejunum with side-to-side duodenojejunostomy was performed. Histopathology revealed adenocarcinoma with focal squamous differentiation, serosal invasion, and three metastatic lymph nodes(pT4N2).


Sonuç: SMAS should be considered in patients with rapid weight loss and upper gastrointestinal obstruction symptoms. Laparoscopic duodenojejunostomy remains the standard treatment, a single anastomosis is generally sufficient and Roux-en-Y diversion is usually unnecessary. Strong’s procedure with Treitz ligament repositioning may be considered in selected cases. Even when radiologic criteria for SMAS are met, alternative causes, including malignancy, must be excluded.