Selçuk Disiplinlerarası Bakış, eda avcı,çağdaş sunna, Editör, Çizgi, Konya, ss.9-252, 2024
DÜNDEN BUGÜNE SELÇUK ÇÖP ŞİŞ KEBABI
1.GİRİŞ
Çöp şiş kebabının
19.yüzyılın ikinci yarısında bir demiryolu yiyeceği olarak bugünkü adı Selçuk
olan Ayasuluk’ta doğduğunu ve zaman içinde Aydın-İzmir demiryolu güzergahı
üzerinde gelişerek hem ülke hem de ülke sınırları dışında adını duyuran en ünlü
yol üstü lezzetlerimizden biri olduğunu söylemek mümkündür. Osmanlı Devleti’nin
ilk ulaşım şebekesi olan İzmir-Aydın demiryolu yapımında görev alan yabancı mühendislerin
farklı yemek kültürleri nedeniyle geçmiş zamanlarda zorluklar yaşadıkları
bilinmektedir. Bu nedenle beslenme konusunu günlerce düşünmüşler ve riski en az
olan yemeğin çubuklara taktıkları etleri ateşte pişirerek tüketmek olduğunu
bulmuşlardır. İngiliz mühendislerin sürekli bu etleri yediğini gören Egeliler
bu yemeği zamanla kendileri yaparak satmaya başlamışlardır (Demirpençe, vd., 2019:30).
Çöp şiş kebabının ticari bir ürün olarak ilk kez 1940’lı yılların başında
İzmir-Aydın demiryolu üzerindeki Selçuk tren istasyonunda satılmaya başlandığı görülmektedir.1950
sonrası karayolu taşımacılığının gelişmesiyle birlikte Denizli, Aydın ve İzmir’i
birbirine bağlayan devlet karayolu üzerinde onlarca dinlenme tesisi açılmış, bu
tesislerin en lezzetli yiyeceği de hazırlanış ve sunum kolaylıkları nedeniyle çöp
şiş kebabı olmuştur denilebilir.
Yerel halk
tarafından demiryolu inşaatında çalışan İngiliz mühendislerin yemek
ihtiyaçlarından ortaya çıktığı ileri sürülse de Türklerin ete dayalı beslenme biçimlerine
bakıldığında aslında çöp şiş formunda yapılan benzeri yiyeceklerin yüzyıllar
boyunca çok değişik mecralarda çok farklı isimlerle hazırlanıp tüketildiği
bilgisine ulaşılmaktadır. Yaşadıkları coğrafi bölgenin de etkisiyle
beslenmelerini ağırlıklı olarak hayvansal ürünlerden sağlayan Orta Asya
Türkleri, önem sırasına göre at, koyun, keçi ve diğer büyük baş hayvan etlerini
mutfaklarında kullanmaktaydılar. Orta Asya Türklerinde, “av hayvanları” önemli
bir yer teşkil etmektedir (Alpargu, 2008: 24; Argıllı, 2005; Erdi ve Tuğba,
2005: 600).