ELDERLY WOMEN CARING FOR THE ELDERLY: SOCIOLOGICAL DIMENSIONS OF THE ‘I CAN BARELY TAKE CARE OF MYSELF’ EXPERIENCE


Creative Commons License

Gürcü F. D. S.

Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, vol.28, no.2, pp.554-585, 2026 (TRDizin)

Abstract

One of the most significant demographic challenges facing the world today is the steadily aging population. As ageing progresses, physical changes make it increasingly difficult for older individuals to carry out daily activities independently, often leading them to rely on the care and support of others. In Turkey, as a result of the prevailing traditional and patriarchal social structure, the responsibility of caring for dependent elderly individuals is largely assigned to women. However, when caregivers themselves are also of advanced age, i.e. 65 and above, this responsibility becomes a multidimensional issue. In this study, in-depth interviews were conducted with 13 elderly women who provide round-the-clock care for their elderly relatives, within the scope of a qualitative research approach. This research approach was chosen in order to facilitate 'narrative interviews' - whereby the subjects were asked a series of questions that required them to answer with their own, personal experiences, enabling variation and subtlety of responses. The data obtained was analyzed to reveal the challenges faced by elderly female caregivers, their experiences, and the needs that arise in the caregiving process. Main findings confirmed existing literature and studies, revealing that elderly female carers, who are not only dealing with chronic illnesses, mobility limitations and decreased energy that naturally accompany aging, are also facing psychosocial difficulties such as stress, burnout, social isolation, and depression, as a result of burdenous caregiving. Moreover, the invisibility and unpaid nature of care work further push them into a socially and economically disadvantaged position. Therefore, elderly care labor emerges as a critical social issue that must be addressed not only on an individual level, but also within sociological, psychological, and policy-making frameworks. This study demonstrates the need to redesign and expand care policies in Turkey. It further emphasizes that care labor not be regarded solely as a responsibility assigned to women, but rather as a collective societal responsibility.
Dünyanın karşı karşıya olduğu en önemli demografik sorunlardan biri, nüfusun giderek yaşlanmasıdır. Yaşlanmayla birlikte insan bedeninde meydana gelen fiziksel değişiklikler, yaşlı bireylerin gündelik yaşam aktivitelerini bağımsız bir şekilde yerine getirmelerini zorlaştırmakta ve çoğu zaman başkalarının bakım desteğine ihtiyaç duymalarına yol açmaktadır. Türkiye’de ise hâkim olan geleneksel ve ataerkil toplumsal yapı nedeniyle, bakıma muhtaç yaşlı bireylerin bakım sorumluluğu büyük ölçüde kadınlar tarafından üstlenilmektedir. Ancak bakım verenlerin kendilerinin de 65 yaş ve üzeri olması durumunda, bakım sorumluluğu daha kapsamlı ve çok boyutlu ele alınması gereken bir konu haline gelmektedir. Bakım sorumluluğunu 24 saat kesintisiz olarak üstlenen 13 yaşlı kadınla yürütülen araştırmada, kadınların bakım sürecine ilişkin öznel deneyimlerini daha kapsamlı biçimde irdelemek amacıyla nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş; bu doğrultuda, katılımcılarla yapılandırılmış ve ayrıntılandırılmış sorular eşliğinde derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, yaşlı kadın bakıcıların karşılaştıkları zorlukları, deneyimlerini ve bakım sürecinde ortaya çıkan ihtiyaçlarını ortaya koymak üzere analiz edilmiştir. Temel bulgular, mevcut literatür ve çalışmaları doğrulamış; yaşlı kadın bakıcıların, yaşlanmayla birlikte doğal olarak ortaya çıkan kronik hastalıklar, hareket kısıtlılıkları ve azalan enerjiyle başa çıkmanın yanı sıra, ağır bakım sorumluluklarının bir sonucu olarak stres, tükenmişlik, sosyal izolasyon ve depresyon gibi psikososyal güçlüklerle de karşı karşıya olduklarını ortaya koymuştur. Bakım emeğinin görünmezliği ve karşılıksız oluşu ise bakım verenleri sosyal ve ekonomik açıdan daha da dezavantajlı bir konuma itmektedir. Dolayısıyla, yaşlı bakım emeği yalnızca bireysel bir olgu olarak değil, aynı zamanda sosyolojik, psikolojik ve politika yapım süreçleri bağlamında ele alınması gereken kritik bir toplumsal mesele olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, Türkiye’de bakım politikalarının yeniden tasarlanması ve kapsamının genişletilmesi gerekliliğine işaret etmektedir. Ayrıca, bakım emeğinin yalnızca kadınlara özgü bir sorumluluk alanı olarak değil, kolektif bir toplumsal sorumluluk alanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini de vurgulamaktadır.