13. Ulusal Otoloji Nörotoloji Kongresi ile 15. Koklear İmplantasyon Odyoloji Kongresi, Muğla, Türkiye, 7 - 09 Mayıs 2026, ss.1-2, (Özet Bildiri)
Amaç
Bu
çalışmanın amacı, kliniğimizde stapedotomi uygulanmış otoskleroz hastalarında
postoperatif işitme sonuçlarını değerlendirmek ve stapes cerrahisinin tinnitus
şiddeti üzerindeki etkisini incelemektir.
Gereç ve Yöntem
Dokuz Eylül
Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı’nda stapes cerrahisi
uygulanan otoskleroz olgularının demografik verileri, ameliyat öncesi ve
sonrası odyolojik incelemeleri ile tinnitus verileri geriye dönük olarak
değerlendirildi. Analizler kulak bazında gerçekleştirildi. Tinnitus varlığı
ameliyat öncesi ve sonrası dönemde “var/yok” şeklinde kaydedildi; tinnitus
şiddeti ise görsel analog skala (VAS) kullanılarak değerlendirildi.
Postoperatif sensörinöral işitme kaybı gelişen olgularda tinnitus
değerlendirmesi standardize şekilde yapılamadığından, bu olgular tinnitus VAS
analizine dahil edilmedi. Odyolojik analizde ameliyat öncesi veriler ile
ameliyat sonrası en erken 6. ay ve sonrasına ait kontrol odyometrileri esas
alındı. Tinnitus şiddetindeki değişim ile odyolojik kazanç arasındaki ilişki
istatistiksel olarak analiz edildi.
Bulgular
Çalışmaya
toplam 91 hastaya ait 104 kulak dahil edildi. Hastaların 56’sı (%61.5) kadın,
35’i (%38.5) erkek olup, ortalama yaş 44.79 ± 11.11 yıl olarak saptandı. Hastaların
postoperatif takip süreleri 6 ile 122 ay arasında değişmekte olup, ortalama
takip süresi 41.3 ay olarak hesaplanmıştır. Cerrahi yaklaşım olarak
ameliyatların 82’sinde (%78.8) mikroskopik, 22’sinde (%21.2) endoskopik yöntem
uygulandı. Kullanılan piston çapı değerlendirildiğinde, 76 kulakta (%73.1) 0.6
mm, 28 kulakta (%26.9) ise 0.4 mm piston tercih edildi.
Ameliyat
öncesi dönemde ortalama hava-kemik aralığı (HKA) 28.46 ± 8.55 dB iken,
postoperatif en erken 6. ay ve sonrasına ait odyolojik verisine ulaşılabilen 99
kulakta bu değer 6.06 ± 6.21 dB olarak hesaplandı. Ortalama HKA kapanması 22.40
± 10.25 dB bulunmuş olup, bu fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.001).
Postoperatif odyolojik değerlendirmede 79 kulakta (%79.8) HKA ≤10 dB, 20
kulakta (%20.2) ise HKA 11–20 dB aralığında saptandı.
Preoperatif
dönemde 66 kulakta (%63.4) tinnitus mevcuttu. Postoperatif tinnitus VAS verisi
bulunan olgularda, ameliyat öncesi ortalama tinnitus VAS skoru 6.29 ± 2.41
iken, ameliyat sonrası bu değer 2.15 ± 2.67’ye geriledi ve bu azalma
istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.001). Tinnitus şikayeti bulunan
olguların 34’ünde (%51.5) cerrahi sonrası tinnitus tamamen kayboldu. Tinnitus
VAS skorundaki azalma açısından kullanılan piston çapı arasında istatistiksel
olarak anlamlı fark saptanmadı (p=0.579).
Ayrıca
postoperatif HKA kapanması ile tinnitus VAS skorundaki düşüş arasında zayıf
pozitif yönlü bir ilişki izlenmiş olmakla birlikte, bu korelasyon istatistiksel
olarak anlamlı bulunmadı (r=0.174, p=0.169).
Postoperatif
dönemde 6 hastada (%5.8) geçici vertigo gözlenmiş ve tamamı konservatif tedavi
ile düzelmiştir. Takiplerde 4 hastada (%3.8) sensörinöral işitme kaybı
gelişmiş, 2 hastada (%1.9) ise minör timpanik membran perforasyonu saptanarak
aynı seansta onarılmıştır.
Tartışma ve Sonuç
Bu çalışma,
stapes cerrahisinin otoskleroz hastalarında yalnızca işitme sonuçlarını
belirgin şekilde iyileştirmekle kalmayıp tinnitus şiddetinde de anlamlı azalma
sağladığını göstermektedir. Olguların önemli bir kısmında tinnitusun tamamen
kaybolması, cerrahinin semptomatik faydasını desteklemektedir. Bununla birlikte
tinnitus şiddetindeki düzelme ile HKA kapanması arasında anlamlı ilişki
saptanmamış olması, tinnitus üzerindeki etkinin yalnızca odyolojik kazanç ile
açıklanamayacağını düşündürmektedir.
Postoperatif
sensörinöral işitme kaybı gelişen olgularda tinnitus VAS değerlendirmesinin
yapılamamış olması çalışmanın sınırlılıklarından biridir.
Sonuç olarak
stapes cerrahisi otoskleroz hastalarında işitme kazancına ek olarak tinnitus
yakınmasının azaltılmasına da katkı sağlayabilir.
Anahtar kelimeler
Otoskleroz:
stapedotomi, tinnitus, hava-kemik aralığı