Strabon’un Deprem Anlatıları Aktif Fay Sistemlerini Yansıtıyor mu? Geographika Üzerinden Modern Tektonik Bir Okuma


Küçükavcı K., Doğru E., Duman A., Tepe Ç., Eski S., Sümer Ö.

78. Geological Congress of Türkiye, Ankara, Türkiye, 13 - 17 Nisan 2026, ss.114, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.114
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Antik coğrafyanın en önemli kaynaklarından olan ve coğrafyanın

babası olarak kabul edilen Strabon, MÖ 64 yılında Amaseia kentinde

günümüzün Amasya’sında doğmuştur. Yaşadığı Anadolu topraklarını da

kapsayan ve bu coğrafya üzerine ayrıntılı gözlemler sunan Geographika

(Coğrafya), kendi türünde yazılmış öncü eserlerden biridir. Bu yapıt;

İber Yarımadası’ndan Hindistan’a, İrlanda’dan Kuzey Afrika’ya kadar

uzanan ve Anadolu ile Arap Yarımadası’nı da kapsayan antik dünyanın

tarihsel ve coğrafi verilerini bünyesinde barındırmaktadır.

Strabon, Geographika’da ilk 2 cildi genelde coğrafya biliminin

kavramlarına, gelişimine ve matematiksel temellerine ayırmıştır. Eser

mekânsal olarak coğrafi anlatıma 3. ciltte Avrupa’nın güneybatı ucu

olan İber Yarımadası ile başlar; 4. ciltte ise kuzeye doğru ilerleyerek

Britanya ve İrlanda gibi ada coğrafyalarına uzanır. 10. cilde kadar

sırasıyla İtalya, Yunanistan ve Balkanlar ekseninde tüm Avrupa

kıtası detaylandırılır. 11. ciltte doğuya; Rusya ve Kafkasya üzerinden

Güney Hazar ve Orta Asya ulaşan Strabon; 12, 13 ve 14. ciltlerde

Anadolu Yarımadası ile Ege’nin doğu kıyısındaki adalarını inceler.

Yapıtın son ciltlerinde ise Hindistan’dan başlayıp Orta Doğu ve Kuzey

Afrika topraklarındaki gözlemleriyle eserini sonlandırır. Strabon’un

Geographika’sında yer alan deprem kayıtları, çoğunlukla arkeologlar

ve arkeosismologlar/paleosismologlar tarafından, özellikle çalıştıkları

antik kentler üzerinden değerlendirilir. Günümüze kadar bu kayıtların

tüm ciltler/kitaplar üzerinden tamamını içeren kapsamlı bir analiz

gerçekleştirilmemiş; anlatılar güncel aktif tektonik çerçeve içerisinde

sistematik bir karşılaştırma ile değerlendirilmemiştir. Bu çalışmada,

Strabon’un deprem olgularına ilişkin aktarımlarının coğrafi olarak

konumlandırılmasıyla mekânsal dağılımlarının ortaya konulması ve

elde edilen dağılımın güncel diri fay verileri ile modern sismolojik

gözlemlerle olan uyumunun incelenmesi hedeflenmiştir.

Bu doğrultuda, Strabon’un Geographika’sının 17 cildinin tamamı

taranmış; depremlerle doğrudan ilgili ve/veya dolaylı anlatımlar bir araya

getirilmiştir. İnceleme sonucunda, toplam 15 cildin 20 farklı bölümünde

yer alan 30 paragrafta depremle ilişkili anlatımlar belirlenmiştir.

Kayıtların ciltlere göre dağılımı incelendiğinde, 1. kitapta 22, 4. kitapta

4, 5. kitapta 3 ve 6. kitapta 5 anlatım yer almaktadır. 7. kitapta 1, 8.

kitapta 6, 9. kitapta 2 ve 10. kitapta 1 sismik olguya rastlanmıştır. 11.

kitapta 1, 12. kitapta 3 ve 13. kitapta 5 anlatım bulunurken; 14. ve 15.

kitaplarında ise birer adet kayıt yer almaktadır.

Depremle ilişkili anlatımlar, literatürde yer alan modern yerbilimsel

çalışmalarla karşılaştırmalı biçimde değerlendirildiğinde, anlatımların

büyük ölçekteki ana tektonik fay zonları ya da sistemleri içinde; daha

çok, kabaca Ölü Deniz Fay Zonu, Gediz ve Büyük Menderes Graben

Sistemleri, İzmir Fayı, Kuzey Anadolu Fay Zonu, Pliny – Strabo Fay

Zonu, Sparta Fayı, Corinth Graben Sistemi, Balkan Bindirme Kuşağı,

Apenin Fay Zonu, Calabro-Peloritian Dalma-Batma Zonu, Batı

Alpleri Tektonik Kuşağı ve olasılıkla Durance Fay Sistemi, Alborz

Tektonik Kuşağı ve Chaman Fay Sistemi gibi ana yapısal unsurlarla

ilişkili olabileceği ön sonucuna ulaşılması mümkündür. Bu yaklaşım,

Strabon’un antik döneme ait gözlemleri ile günümüze ulaşan deprem

kayıtlarının mevcut tektonik yapı içerisindeki uyumunu ve coğrafi

tutarlılığını ortaya koyan bir değerlendirme çerçevesi sunmaktadır.

Strabo, regarded as one of the most important sources of ancient

geography and widely accepted as the father of geography, was born in

64 BC in the city of Amaseia (present-day Amasya). His seminal work

Geographika (Geography), which covers the Anatolian lands where

he lived and presents detailed observations of the region, is among the

pioneering works in its genre. The work incorporates historical and

geographical data from the ancient world, extending from the Iberian

Peninsula to India and from Ireland to North Africa, and encompassing

Anatolia and the Arabian Peninsula.

In Geographika, Strabo devoted the first two books primarily to the

concepts, development, and mathematical foundations of geography.

The geographical narrative begins in Book 3 with the Iberian Peninsula

and proceeds northward in Book 4 to include insular regions such as

Britain and Ireland. Up to Book 10, Europe is described in detail, with

particular focus on Italy, Greece, and the Balkans. In Book 11, Strabo

turns eastward, reaching the Southern Caspian region and Central

Asia via Russia and the Caucasus. Books 12, 13, and 14 focus on the

Anatolian Peninsula and the eastern Aegean islands, while the final

books conclude with observations from India, the Middle East, and North

Africa. Earthquake-related accounts within Geographika have generally

been examined on a site-specific basis, primarily by archaeologists and

archaeoseismologists, often in relation to individual ancient cities. To

date, however, no study has systematically evaluated all earthquake

narratives across the entire corpus of the work within a unified modern

tectonic framework. This study aims to locate Strabo’s earthquakerelated

accounts geographically, to analyze their spatial distribution,

and to assess their consistency with present-day active fault data and

modern seismological observations.

Accordingly, all seventeen books of Geographika were systematically

reviewed, and narratives directly or indirectly related to earthquakes

were compiled. As a result, earthquake-related descriptions were

identified in thirty paragraphs distributed across twenty sections within

fifteen books. The distribution of these records indicates a concentration

in specific regions and volumes of the work, suggesting non-random

spatial patterns.

When evaluated comparatively with modern geological and

seismotectonic studies, these narratives appear to be associated mainly

with major tectonic fault zones or systems. At a broad scale, they can

be tentatively linked to principal structural elements such as the Dead

Sea Fault Zone, the Gediz and Büyük Menderes Graben systems, the

İzmir Fault, the North Anatolian Fault Zone, the Pliny–Strabo Fault

Zone, the Corinth Graben system, the Apennine Fault Zone, the Western

Alps Tectonic Belt, and possibly the Durance, Alborz, and Chaman

fault systems. This approach provides a framework for evaluating the

geographical consistency and tectonic compatibility between Strabo’s

ancient observations and present-