Kardiovasküler Akademi Kongresi , Girne, Kıbrıs (Kktc), 17 - 21 Eylül 2025, ss.178-179, (Tam Metin Bildiri)
Vaka Özeti: 47 yaşında kadın hasta, son bir ay içinde artan nefes darlığı ile başvurmuştur. Dinlenme halinde bile nefes darlığı yaşamaktadır. Ayrıca, son iki ayda artan eklem ağrıları ve deri lezyonları mevcuttur. Deri biyopsisi diskoid lupus (DLE) ile uyumlu bulunmuş ve ANA, anti-sentromer, anti-SM RNP testleri pozitif çıkmıştır. Hasta, SLE'nin olası kardiyak veya pulmoner tutulumlarını araştırmak amacıyla yatırılmıştır. Thoraks BT'sinde "ground glass" dansiteleri ve bilateral pulmoner infarkt alanları gözlemlenmiştir. Hemodinamik instabilite yoktu ve enoksaparin başlatılmıştır. Ancak, sinüs taşikardisi, hipotansiyon ve perikardiyal effüzyon nedeniyle kardiyoloji bölümüne yönlendirilmiştir. Ekokardiyografide hastanın EF'si %35, sol ventrikül dilate ve 1.5 cm perikardiyal effüzyon tespit edilmiştir. Hstroponin düzeyi 97.7 ng/L ile yükselmiş, koroner anjiyografi yapılması planlanmış ancak hasta bunu reddetmiştir. Hastanın durumu birkaç gün içinde hemodinamik bozulma ve organ yetmezliği ile kötüleşmiştir. Ekokardiyografi tekrarlanmış ve sağ ventrikül dilatasyonu izlenmemiştir. Ancak sol ventrikül EF'si %30'a düşmüştür. Pozitif inotropik ajan olarak dobutamin ve vazopressor olarak noradrenalin başlanmış, hastanın durumu birkaç gün içinde düzelmiştir. ön tanı fulminant miyokardit olarak konulmuş ve kardiyak MRİ yapılmıştır. MRİ’de sol ventrikülün orta ve bazal bölgelerinde geç gadolinyum tutulum bulguları gözlemlenmiştir.
Sonuç: Lupus miyokarditi, agresif tedavi gerektiren bir durumdur ve intravenöz inotropik ajanlar ile başarılı sonuçlar alınabilir. Bu vaka, SLE'nin kardiyak tutulumunun nadir bir örneğini sunmakta ve multidisipliner bir yaklaşımın önemini vurgulamaktadır.