İDEAL EBEVEYNLİK KAYGISI MI NÜFUS PLANLAMASI MI? ÇOCUK SAHİBİ OLMA MOTİVASYONU/İSTEĞİ ÜZERİNE BİR DERLEME
12th International İzmir Congress on Medicine, Nursing, Midwifery, and Health Sciences, İzmir, Türkiye, 15 - 17 Ağustos 2026, ss.787-791, (Tam Metin Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
- Doi Numarası: 10.30546/19023.978-9952-610-84-0.2026.100.1141
- Basıldığı Şehir: İzmir
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.787-791
- Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Özet
Son yıllarda toplumlarda ebeveynliğin giderek daha ileri yaşlara ertelendiği görülmektedir. Kadınlarda
ilk doğum yaşı 20’li yaşların sonlarına, hatta 30’lu yaşların ortalarına kadar ertelenebilmekte ve birçok
ülkede ortalama ilk doğum yaşının son yıllarda iki ila üç yıl arttığı bildirilmektedir. Erkeklere ilişkin
veriler daha sınırlı olmakla birlikte, benzer şekilde ebeveynliğin ileri yaşlara ertelendiği görülmektedir.
Doğurganlık oranı, bir ülkedeki 15-49 yaş arası kadınların ortalama doğurduğu çocuk sayısını ifade
etmektedir. Doğurganlık oranı 1950 yılında 4.7 iken 2022 yılında küresel doğurganlık oranı kadın başına
2,3 olarak belirlenmiştir. Doğurganlık oranının düşük olması birçok toplum için endişe kaynağı olarak
görülmektedir. Bununla birlikte, bireylerin modern aile planlaması yöntemlerine erişimi giderek
artmaktadır. Doğurganlık kararı verme teorileri, bireylerin doğurganlık niyeti ve seçimlerinden, aileler
ve diğer yaşam alanları hakkında değerler, inançlar ve şemalardan etkilendiğini vurgulamaktadır. Bu
noktada, doğurganlık oranlarındaki azalmanın yalnızca aile planlaması hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla
mı ilişkili olduğu, yoksa bireylerin ebeveynliğe ilişkin endişeleri ve “ideal ebeveyn olma” kaygısının da
bu süreçte rol oynayıp oynamadığı üzerinde durulması gereken bir konudur. Bu derlemede, aile
planlaması hizmetleri ile bireylerin ebeveyn olma kararını etkileyen faktörlerin birlikte ele alınması
amaçlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Nüfus Planlaması, İdeal Ebeveynlik, Motivasyon, Doğurganlık, Geleneksel
Derleme