Türk Runik Harflerinin Kökeni İle İlgili Çin’de Yapılan Çalışmalara Bir Bakış


Aydın M.

2. Türk Damgalarını Çağdaşlaştırma Çalıştayı, Baku, Azerbaycan, 1 - 03 Mayıs 2026, cilt.0, sa.0, (Yayınlanmadı)

  • Yayın Türü: Bildiri / Yayınlanmadı
  • Cilt numarası: 0
  • Basıldığı Şehir: Baku
  • Basıldığı Ülke: Azerbaycan
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Türk Runik Harflerinin Kökeni İle İlgili Çin’de Yapılan Çalışmalara Bir Bakış

 

Doç. Dr. Mihriban AYDIN

Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir/Türkiye

 

Türkçenin bilinen ilk yazılı döneminden kalan metinleri adlandırmada kullanılan eski Türk yazıtları tabirinden Türk Runik alfabesiyle; dikili hatıra ve mezar taşları, kayalar ve gündelik hayatta kullanılabilen türlü eşyalar üzerine yazılmış metinler anlaşılmaktadır. Bu alfabe, 1893 yılında Danimarka asıllı Vilhelm Thomsen tarafından çözülmüş ve bir bildiri ile bilim dünyasına duyurulmuştu. Thomsen’in ve ardından Wilhelm Radloff’un belirlediği ses teşhisleri ve ardından iki araştırmacının yayımlama yarışı sonucunda Radloff’un neşri 1894 yılında, Thomsen’in neşri ise 1896 yılında bilim dünyası ile buluşmuştu.

Yazıtların ilk okuma denemeleri ve neşirlerinin ardından Türk Dili alanında çalışan her araştırmacı, Eski Türkçe metinlerin yazılmasında kullanılan harflerin kökeni ile ilgili bir şeyler söyleme ihtiyacı duymuştu. O. Donner’in, Yenisey harfleri ile Anadolu ve Ön Asya’daki Yunan yazı sisteminden türemiş harfler ve özellikle Likya ve Karya harfleri arasında benzerlik olduğu görüşü, V. Thomsen’in Arami kökenli olduğu görüşü, T. De Lacouperie’nin, Indo-Baktriya ve Himyerite harflerinin uyarlaması olduğu görüşü, W. Radloff’un run sisteminin etkisi olduğu görüşü, N. A. Aristov ve N. G. Mallitskiy’nin öncülük ettiği damgalardan oluştuğu görüşü, A. Caferoğlu ve ardından benzer bir görüş ile A. Bican Ercilasun’un ideografik devrede eşya işaretlerinden geliştiği görüşü, Clauson’un devletlerarası ilişkiler ve kayıt tutma ihtiyacından geliştirildiği görüşü, V. Guzev ve S. G. Klyaştornıy’ın kendiliğinden doğma olduğu görüşü, birçok araştırmacının ortak görüş birliği içerisinde olduğu Soğd alfabesinden geliştirildiği görüşü gibi birçok farklı düşünce ortaya atılmıştır. Bunlar arasında gündelik eşyalardan ya da damgalardan geliştirildiği görüşünün savunucularının ise hayli fazla olduğunu belirtmek gerekir.

            Tüm bu görüşlerin çokluğu ve çeşitliliğinin yanında, batı dünyasında pek fazla bilinmeyen, Çin’deki araştırmacıların da görüşü hâliyle merak konusudur. Çünkü bu alfabeyi kullanan tarihî Türk boylarının, Soğdlularla ne kadar yakın ilişki içerisinde ise Çinlilerle de bir o kadar yakın ilişki içerisinde olması dolayısıyla Çin’deki araştırmacıların da bu konuda ne söylediğinin bilinmesinde yarar olduğu düşünülmektedir.

            Bu bildiride Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun öncesinde ve sonrasında gerek Çinli ve gerekse başta Çin’deki Türk kökenli boylarla öteki milletlere mensup araştırmacıların, alfabenin kökeni ile ilgili görüşlerine yer verilecek ve ardından alfabenin işlekliği ve özellikle Çin’deki yükseköğretim kurumlarındaki bilinirlik ve tanınırlığı üzerinde durulacaktır. Bildiri, Çin sınırları içerisinde yayımlanmış kitap, makale ve bildirileri temel alarak alfabenin kökeni ile ilgili görüşler değerlendirilecek ve dolayısıyla batı bilim dünyası ile ne gibi düşünce farklılıkları olduğu da bu sayede ortaya konmuş olacaktır.

Anahtar kelimeler: Türk Runik Harfleri, Eski Türkçe, Eski Türk Yazıtları, Çin Halk Cumhuriyeti, Alfabe.