In The Formation of The Turkish Theater In The Republic Period Official History Writing and Identity Problem


Erdoğan B., Akın B. A.

Ankara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dergisi, vol.5, no.2, pp.436-454, 2023 (Peer-Reviewed Journal)

Abstract

Çokuluslu Osmanlı Devleti’nden ulus-devlet anlayışıyla yeniden yapılaşan Türkiye Cumhuriyeti ulusal kimliği de yeniden inşa etmiştir. Çokuluslu yapıdan ulusal kimliğe geçiş sürecinde yeni bir tarih yazımı yaşanmış, bu bağlamda Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi yeni bir ideolojik zemin oluşturmuştur. Bu zemin doğrultusunda resmi ideolojinin üretilmesi ve bu ideoloji için yeni bir geleneğin icadı, yeni Türkiye Cumhuriyet’i için Tanzimat Dönemi’ndeki Doğu-Batı tartışmalarını yeniden gündeme getirmiştir. Model-kopya, dış-iç, teknik-kültür bağlamında garbiyatçı mı şarkiyatçı mıyız sorusu dönemin aydınları tarafından da sıklıkla ele alınan konular olmuştur. Bu bağlamda betimsel modele dayalı bu araştırmanın amacı cumhuriyetin resmi kimlik oluşturma sürecinde tiyatronun nasıl araçsallaştırıldığını araştırmaktır. Bu doğrultuda Orta Asya Mit Oyunları başlığı altında Faruk Nafiz Çamlıbel’in Akın, Çağdaş Uygarlık Düzeyi Oyunları başlığı altında Vedat Nedim Tör’ün Değişen Adam, Maddi Dünya ve Manevi Bütünlük başlığı altında Necip Fazıl Kısakürek’in Tohum oyunları eleştirel söylem analizi yöntemiyle ele alınmıştır. Üç oyunda da Batı algısının farklılaştığı ancak önemli ölçüde benzer olduğu görülmüştür. Orta Asya Mit Oyunları’nda bir taraftan Türk Tarih Tezi vurgusuyla Türkler’in tarihin başlangıcını ifade edip Batı’dan üstün olduğu düşüncesi savunulurken diğer taraftan kendinden daha üstün bir ırkın olmadığı görüşüyle tarihsel bir fantezi yarattığı bulgulanmıştır. Çağdaş Uygarlık İdeali bölümünde ise Batı yalnızca bilimiyle gelişmiş bir yer olduğu, Türklerin de özlerini kaybetmeden bu kadar gelişebilecekleri vurgusu görülmüştür. Son olarak Maddi Dünya ve Manevi Bütünlük açısından Tohum oyununda ise Batı’nın gelişmiş ancak bir o kadar yozlaşmış olduğu vurgusuna rastlanmıştır. Üç oyunun bu noktada ortak özelliği Batı’nın bilimini bir yere kadar alınabilir ancak asıl olanın içimizdeki öz olduğu görüşürüdür. Bununla birlikte Batı’nın aksine Türklerin tarihsel olarak kadına her zaman önem verdiğinin altı çizilmektedir. Bu bağlamda üç oyunun da Doğu’nun kültüründen kopmamak gerektiğine dair özcü bir yaklaşım sunduğu görülmüştür.