Totok Ünvanının Kullanım Alanı Üzerine Bir Öneri


Creative Commons License

Aydın M.

Türk Kültürü, cilt.19, sa.1, ss.25-34, 2026 (Hakemli Dergi)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 19 Sayı: 1
  • Basım Tarihi: 2026
  • Dergi Adı: Türk Kültürü
  • Derginin Tarandığı İndeksler: EBSCO Legal Collection, MLA - Modern Language Association Database, MLA International Bibliography
  • Sayfa Sayıları: ss.25-34
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Türk runik harfleriyle yazılmış eski Türk yazıtları, ilk bulunduğu günden bu yana sürekli artan bir heyecanla çalışıldı. V. Thomsen’in harfleri çözdüğünü duyurduğu 1893 yılındaki bildirisinden bu yana binlerce çalışma yapıldı. Bu çalışmaların bir bölümü yeni bulunan yazıtlar hakkında iken bir bölümü ise önceki yazıtlardan elde edilen bilgiler ışığında yeni okuma ve anlamlandırma denemeleridir. Eski Türk yazıtları, Türklerin bilinen ilk yazılı belgeleri olması hasebiyle Türk dili alanı dışındaki araştırmacıların da sıklıkla başvurduğu kaynak metinlerdir. Bu nedenle de üzerinde yapılacak araştırmalar teknolojik gelişmelere de paralel olarak gelecek yıllarda daha da artacaktır.

Eski Türk yazıtlarında dikkat çeken söz varlığı unsurlarından biri de kuşkusuz kişi adları ve buna bağlı olarak ünvanlardır. Bu makalede totok ünvanı üzerinde durulacak ve ünvanın kullanım alanı hakkında yeni bir öneri sunulacaktır. Önce kökeni ve hakkında yazılanlar verildikten sonra, ünvanın geçtiği tüm tanıklar gösterilecektir. Bu tanıklardan elde edilen bilgilerden hareket edilerek ünvanın tam olarak nasıl bir görev tanımına sahip olduğu konusunda değerlendirme yapılacaktır. Bu değerlendirmede; II. Türk Kağanlığı ile Uygur Kağanlığı kağanlarının bağlı boy ve halkları yönetmek üzere hangi ünvanları tevdi ettiği konusu üzerinde durulacaktır. Benzer görev tanımı dolayısıyla ilteberlerin ifa ettiği görev ile karşılaştırılacak ve sonuç olarak totokların kağanlığa bağlı ancak Türkçe konuşuru olmayan yabancı halklara; ilteberlerin ise yine kağanlığa bağlı ancak Türkçe konuşuru olan boy ve klanlara atanan yöneticiler olduğu görüşü dikkatlere sunulacaktır.