Anoreksiya Nervoza Tanılı Hastalardaki Duyu Profilinin Ebeveyn Duyu Profili ve Ebeveyn Tutumları ile İlişkisinin İncelenmesi


Özgül C., Aras Ş.

34. Ulusal Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kongresi, Aydın, Türkiye, 29 Nisan - 03 Mayıs 2025, ss.302-303, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Aydın
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.302-303
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Giriş: Anoreksiya Nervoza (AN) tanısı olan bireylerin bedensel duyumu nasıl deneyimledikleri ve bunun psikopatolojiye katkıları önemli bir araştırma konusudur. Bu bireylerdeki olası somatik duyulara karşı aşırı hassasiyet durumu, yaşamdaki önemli bir dönüm noktası olan ergenlikte zorluklara yol açabilir. Ebeveynlerin duyusal işlem kalıplarının ebeveyn tutumlarına etkisine dair bilinenler azdır. Duyusal duyarlılık, çocukların davranışsal ipuçlarını fark etme ve doğru bir şekilde tanımlama ve duygularla empati kurma açısından ebeveyn duyarlılığının önemli bir bileşenidir. Amaç: Bu çalışmada Polikliniğe başvuran AN tanılı ergenlerin duyusal işlemleme becerilerinin, bunların ebeveynlerinin duyu profilleri ve ebeveyn tutumları ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma döneminde Polikliniğe başvuran 12-18 yaş aralığındaki AN tanısı konan ergen hastalar olgu grubunu ve onlarla yaş ve cinsiyet açısından eşleştirilmiş, herhangi bir psikiyatrik tanısı olmayan sağlıklı ergenler kontrol grubunu oluşturmuştur. Ergenlerden ve ebeveynlerinden yazılı bilgilendirilmiş olur alınmıştır. Tanılama sürecinde K-SADS-PL-DSM-5 (Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Formu-Şimdi ve Yaşam boyu Şekli DSM-5- Türkçe Uyarlaması) uygulanarak katılımcılar AN tanısı ve diğer psikiyatrik tanıların varlığı açısından değerlendirilmiştir. Olgu ve kontrol grubundaki ergenlerin ve ebeveynlerinin duyusal deneyimlerini değerlendirmek için Adolesan/Yetişkin Duyu Profili Ölçeği (AYDP) uygulanmıştır. Ergenlere uygulanan Yeme Tutumu Ölçeği (YTT) ile yeme davranışları; Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HADÖ) ile anksiyete ve depresyon belirtileri; Leyton Obsesyon Ölçeği (LOÖ) ile obsesif ve disosiyatif belirtiler değerlendirilmiştir. Ayrıca ebeveynlere Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (AHÇYTÖ) uygulanarak tutumları değerlendirilmiştir. Araştırmamız prospektif desende bir kesitsel çalışmadır. Çalışmamızın istatistiksel analizleri SPSS (Statistical Package for Social Sciences; SPSS Inc., Chicago, IL) programında değerlendirilmiştir.

Sonuç-Tartışma: AN tanılı ergenlerde duyusal hassasiyetin hastalık prognozuna etkisini araştıran çalışmalar bulunmakla birlikte AN tanılı ergenlerin duyu profili ile ebeveynlerinin duyu profili ve ebeveyn tutumlarının ilişkisine dair herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu bakımdan bu alanda ilk araştırma olabilecek olan bu çalışmadan elde edilen bilgilerin AN ile ilişkili duyu profili ve ebeveyn tutum özelliklerinin daha iyi anlaşılmasında ve AN için koruyucu ve tedaviye yönelik girişimlerin planlanmasında yararlı olması beklenmektedir. AN ve duyu profili arasındaki ilişkiyi incelemek için uzun vadeli çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu çalışmalar kişinin duyu profilinin yeme bozukluğu üzerindeki etkilerinin zaman içindeki değişimlerini anlamada yol gösterici olabilir. Duyusal profili ölçen ölçeklerin klinik değerlendirmelerde tanının standart bir parçası haline getirilmesi de tanı ve tedavi süreçlerine katkıda bulunabilir.