2.ULUSLARARASI KATILIMLI İZMİR PEDİATRİ KONGRESİ, İzmir, Türkiye, 11 - 13 Eylül 2025, ss.112, (Özet Bildiri)
HİPERKOLESTEROLEMİSİ OLAN ÇOCUKLARDA ETİYOLOJİK
DEĞERLENDİRME
Emine Didem DEMİRDÖKEN, Duygu UZUN DİNÇTÜRK, Pelin TEKE KISA
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Metabolizma
Hastalıkları Bilim Dalı, İzmir, Türkiye
Giriş:
Hiperkolesterolemi çocukluk çağında giderek artan bir başvuru nedenidir. Etyolojiye göre primer, sekonder veya
multifaktöriyel olarak sınıflandırılır. Bu çalışmada kliniğimizde izlenen çocukluk yaş grubundaki hiperkolesterolemili
hastaların etyolojilerinin dokümante edilmesi amaçlanmıştır.
Yöntem:
2015-2025 yılları arasında Çocuk Metabolizma ve Beslenme polikliniğine başvuran ve LDL-K değeri 160 mg/dL’nin üzerinde
olan tüm hastaların dosyaları incelendi. Hastaların cinsiyeti, yaşı, ailede kalp hastalığı veya hiperkolesterolemi öyküsü, hastanın
kullandığı ilaçlar, ayrıca, hastalarda hipertansiyon, nefrotik sendrom, obezite, diyabet gibi hiperkolesterolemiye eşlik eden
durumların varlığı ve hastaların takip parametreleri kayıt edildi.
Bulgular:
Toplam 295 hastanın 158’i (%53.5) erkek idi. Başvuru anında hastaların ortanca yaşı 7 yıl [min- maks:1-18yıl] idi. Hastaların
41’inde (%13.8) anne-baba arasında akrabalık öyküsü mevcuttu. Birinci derece akrabalarında aile öyküsü olan hastaların;
125’inde (%42.3) hiperkolesterolemi, 4’ünde (%1.3) erken aterosklerotik vasküler hastalık(ASKVH), 11’inde (%3.7) ise hem
hiperkolesterolemi hem de erken ASKVH öyküsü mevcuttu. Hastaların 91 (%30.8) tanesine genetik analiz yapılabilmişti ve
76’sında (%83.5) klinik ile ilişkili varyant saptandı. Başvuru anında fizik muayenelerinde 5 (%1.6) hastada ksantom mevcuttu;
LDL-K değeri ortanca 191 mg/dL [160-758]. 179 (%60.6) hastada LDL-K 190 mg/dL’nin; 31 hastada ise (%10.5) LDL-K 300
mg/dL’nin üzerinde saptandı. Etiyolojik nedenler, obezite (60 hasta, %20.3), ilaç kullanımı (19 hasta, %6.4), endokrin
bozukluklar (17 hasta, %5.7), renal hastalıklar (15 hasta,%5), depo hastalıkları (10 hasta, %3.3), ketojenik diyet alımı (6 hasta,
%2) ve anoreksiya nevroza (1 hasta, %0.3) idi. Obez grubunda en yüksek LDL-K değeri ortanca 199 mg/dL [166-505], renal
hastalık grubunda 223 mg/dL [166-510], tanımlanmış genetik mutasyonu olan 76 hastada 238 mg/dL [162-758] saptandı. Tüm
hastalara birinci basamak tedavi olarak yağdan kısıtlı veya yaşa uygun Akdeniz diyeti ve düzenli egzersiz önerilmişti. Ancak,
takiplerde obez grubun %70’inin ve genetik olarak kanıtlanmış ailesel hiperkolesterolemisi (AH) olan 76 hastanın 38’inin
(%50) diyete uymadığı ve sağlıksız beslendiği; benzer şekilde obezlerin %76.7’si ve AH grubunun da %73.7’sinin düzenli
fiziksel aktivite yapmadığı tespit edildi. 201 hasta (%68) takiplerine düzenli gelmedi. Takiplerine devam edilen 94 hastanın
%81.9’unda LDL-K düzeyinde düşüş, %10.6’sında artış olduğu, %7.4’ünde ise değişiklik olmadığı görüldü. 76 (%25.7)
hastaya lipit düşürücü ilaçlar başlanmıştı.
Sonuç:
Çocukluk çağında saptanan yüksek LDL-K düzeyleri, ileriki yaşlarda gelişebilecek kardiyovasküler hastalıklar açısından
önemlidir. LDL-K düzeyi yüksek saptanan hastalarda etyolojiye yönelik primer ve sekonder nedenler araştırılmalıdır. Sekonder
nedenlere bağlı hiperkolesterolemi saptanan bazı hastalarda moleküler analiz sonrası primer AH tanısı konmuştur. Bu nedenle
detaylı anamnez, aile öyküsü ve genetik testler tanıda yardımcı olmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Hiperkolesterolemi, LDL kolesterol