TIP HİYERARŞİSİNDE PARYA: ŞEHİR HASTANELERİNDE ASİSTAN HEKİM OLMAK


Kayaduvar M.

25. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ, Aydın, Türkiye, 15 - 18 Ekim 2026, ss.1-2, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Aydın
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.1-2
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Türkiye’de 1980’li yıllardan itibaren uygulanmaya başlanan neoliberal politikaların sağlık hizmetleri alanına yansıması özellikle 2003 yılında uygulamaya geçirilen Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) ile gerçekleşmiştir. SDP çerçevesinde bir çok “reform” hayata geçirilmiştir. Bu değişiklikler içerisinde; sağlık hizmetlerinin finansmanın Genel Sağlık Sigortası (GSS) ile sağlanmaya başlanması, sağlık alanında hizmet alıcı (SGK) ve hizmet sunucu ayrımının sağlanması, kamusal birinci basamak sağlık hizmetleri tasfiye edilerek aile hekimliği modeline geçilmesi, sağlık hizmetlerinin piyasalaştırılması çerçevesinde kamu hastanelerinin birer işletme haline dönüştürülmesi ve sağlıkta performansa göre ücretlendirme sistemi öne çıkmaktadır. Bu yapısal değişikliklerle birlikte sağlık hizmeti üretim süreci yeniden örgütlenmiş, sağlık emek gücünün istihdam koşulları dönüşmüş ve sağlığın finansmanı yeniden yapılandırılmıştır (Ünlütürk Ulutaş, 2011: 179). Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde sağlık emek gücünün çalışma koşulları, denetim biçimleri, sınıf dayanışması ve örgütlenme biçimleri radikal şekilde değişirken sağlık emek sürecinde vasıfsızlaşma, proleterleşme ve yabancılaşma gibi süreçler derinleşmiştir. 

SDP ile sağlık üretim sürecinin yeniden örgütlenmesi süreci şehir hastaneleri projesinin hayata geçirilmesiyle birlikte tamamlanmıştır. Bu nedenle şehir hastaneleri SDP’nin ikinci fazı olarak kabul edilmektedir. Şehir hastaneleri ile ilgili ilk yasal düzenleme 2005 yılında yapılmıştır. İlk şehir hastanesi ihale ilanı 2009 yılında Kayseri Şehir Hastanesi için gerçekleştirilmiştir. Ardı ardına yapılan ihaleler ve açılan hastaneleriyle birlikte şehir hastaneleri Türkiye sağlık hizmetleri alanın en önemli kurumsal aktörleri haline gelmiştir. Şehir hastaneleri kamu özel işbirliği (KÖİ) yönteminin yap-kirala-devret modeli çerçevesinde inşa edilmektedir. Bu finansman yöntemine göre kamu, proje yüklenicisi özel şirket ya da şirketler grubuna yaptırdığı hastane yatırımı karşılığında 25 yıl için kira ödemesi yapmaktadır. Bu sürenin sonunda proje yüklenicisi hastaneyi kamuya devredecektir. Şehir hastaneleri hazine arazisi üzerine ihaleyi alan şirketler grubu tarafından (genellikle bir inşaat firması, tıbbi malzeme/cihaz firması ve uluslararası kreditörden oluşan konsorsiyumlar) Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği projeye göre inşa edilmektedir. 25 yıllık kiralama süresi boyunca hastane binasının bakım ve onarımı yüklenici şirket tarafından gerçekleştirilmektedir. Ayrıca “tıbbi destek hizmetleri” (görüntüleme, laboratuvar, sterilizasyon ve dezenfeksiyon, rehabilitasyon ve diğer tıbbi ekipman destek hizmetleri) ve “destek hizmetleri” (bina ve arazi, ortak hizmetler yönetimi, mefruşat, yer ve bahçe bakım hizmetleri, temizlik hizmetleri, hastane bilgi yönetim sistemi uygulama ve işletme, güvenlik, hasta yönlendirme ve refakat, taşıma, ilaçlama, otopark, atık yönetimi, çamaşırhane, yemek hizmetleri) yüklenici şirket tarafından sunulmaktadır. Bu hizmetler karşılığında şirket kamudan hizmet bedeli almaktadır (Emek, 2018). Başka bir ifade ile, kamu yüklenici şirkete hastane binası için kira öderken şirketin yerine getirdiği hizmetler için de hizmet bedeli ödemektedir. Bunların yanı sıra hastanedeki ticari alanlar (kantin, mağaza vb.) da yüklenici şirket tarafından işletilmektedir. Resmi olarak açılan ilk şehir hastanesi 2017 yılında açılan Mersin Şehir Hastanesi’dir. 2026 yılı itibariyle hizmet veren kamu özel işbirliği ile inşa edilen 18 şehir hastanesi bulunmaktadır.

Şehir hastaneleri, devasa ölçekli mimari yapıya sahip, yüksek yatak kapasitesi bulunan, bünyesinde farklı ihtisas hastanelerini barındıran entegre sağlık kampüsleri olarak inşa edilmektedir ve kamu-özel işbirliği modeli çerçevesinde kamu ile yüklenici şirket tarafından birlikte yönetilmektedir. Dolayısıyla şehir hastaneleri ile birlikte sağlık hizmetlerinde yönetsel ve mekânsal bir dönüşüm gerçekleşmiştir. Bu dönüşüm, sağlık hizmetlerinin örgütlenmesinde yönetsel karar süreçlerini, çalışma koşullarını, işbölümünü, çalışma ilişkilerini, denetim biçimini kısacası emek sürecinin bütününü etkilemekte ve sağlık emek sürecinde ortaya çıkan vasıfsızlaşma, proleterleşme ve yabancılaşma gibi olguları keskinleştirmektedir (Kayaduvar, 2023). Bu dönüşümü en ağır şekilde deneyimleyen gruplardan biri ise hem sistemin yükünü taşıyan hem de eğitim sürecinin zorluğu ile baş etmek zorunda kalan asistan hekimler olmuştur.

Bu çalışmada şehir hastanelerinin sağlık emek sürecinde ortaya çıkardığı etkiler geleneksel tıp hiyerarşisi içerisinde dezavantajlı bir konumda bulunan asistan hekimler özelinde incelenmektedir.