TÜRK SOSYAL BİLİMLER DERNEĞİ 18. ULUSAL SOSYAL BİLİMLER KONGRESİ, Ankara, Turkey, 24 - 26 September 2025, pp.324, (Summary Text)
1980’li yıllardan itibaren hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde egemen olmaya başlayan neoliberal politikalar kapsamında emek piyasaları dönüştürülmüş esneklik, kuralsızlaştırma, güvencesizlik ve atipik istihdam biçimleri önem kazanmıştır. İstihdam edilebilirlik, güvenceli esneklik, kendi hesabına çalışma yeni dönemin öne çıkan kavramları haline gelmiştir. Neoliberal emek piyasalarının taleplerine uyum sağlaması için emek gücünün de esnek, yaratıcı, yeniliklere açık ve adaptasyonunun yüksek olması beklenmektedir. Dünya Ekonomik Forumu’nun yayımlamış olduğu 2025 İşlerin Geleceği Raporu’nda günümüzde ve gelecek için sermayenin emek gücünde aradığı temel özellikler şu şekilde özetlenmektedir; esneklik, dayanıklılık, liderlik, sosyal etki ve analitik düşünme gibi yeteneklere sahip olmak, yaşam boyu öğrenmeye açık olmak, yenilikçilik ve değişen piyasa taleplerine göre becerilerini artırabilme kapasitesi başka bir ifade ile kendini sürekli istihdam edilebilir kılabilmektir. Günümüz işgücü piyasalarının %27’sini, yakın gelecekte ise neredeyse tamamını temsil edecek Z kuşağı tam da bu özelliklere sahip bir kuşak olarak tanımlanmaktadır. 1995 ve 2010 yılları arasında doğmuş kişileri ifade etmek için kullanılan Z kuşağı (generation Z), “dijital yerliler” olarak tanımlanmakta ve rutin çalışma biçimleri yerine esnek çalışma koşullarını tercih ettikleri, değişime ve yenilikçi fikirlere oldukça açık oldukları, yeni koşullara hızla adapte olabildikleri, uzun süreler aynı işyerinde ve aynı pozisyonda çalışmak istemedikleri, sonuç ve çözüm odaklı düşündükleri, sürekli kendini geliştirmeye ve yeni beceriler kazanmaya açık oldukları kabul edilmektedir. Bu çalışmada Z kuşağına ilişkin bu kabuller eleştirel bir perspektiften tartışılmaktadır. Çalışmanın temel amacı, Z kuşağının taşıdığı iddia edilen bu özelliklerin neoliberal emek piyasalarının ihtiyaç duyduğu nitelikleri meşrulaştırmak için kullanıldığını ortaya koymaktır. Bu bağlamda literatürde, medyada ve günlük hayatta Z kuşağının kendi tercihleri olarak lanse edilen kendi hesabına çalışma, uzaktan, yarı-zamanlı, esnek, tele-çalışma gibi istihdam biçimleri, rutin işler yerine sürekli iş değiştirme, hayat boyu öğrenme gibi olguların aslında neoliberal emek piyasalarının güvencesizlik, kuralsızlaştırma, esneklik, sürekli istihdam edilebilirlik, atipik istihdam biçimleri gibi taleplerine karşılık geldiği ve Z kuşağına ilişkin gerçeklikten ziyade ideolojik bir tanımlama yapıldığı iddia edilmektedir.