DENTAL MATERYALLERDE NANOTEKNOLOJİ UYGULAMALARI


Creative Commons License

Çetin D.

SAĞLIK & BİLİM 2026 Odontoloji -II- , Doç. Dr. Veysel ERATİLLA, Editör, Efe Akademik Yayıncılık, İstanbul, ss.227-236, 2026

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Mesleki Kitap
  • Basım Tarihi: 2026
  • Doi Numarası: 10.59617/efepub2026028
  • Yayınevi: Efe Akademik Yayıncılık
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Sayfa Sayıları: ss.227-236
  • Editörler: Doç. Dr. Veysel ERATİLLA, Editör
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

GİRİŞ Nanoteknoloji, 21. yüzyılın en hızlı gelişen ve birçok alanda dönüşüm yaratan teknolojilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu alan, nanobilim kapsamında elde edilen bilgilerin; maddenin nanometre ölçeğinde incelenmesi, düzenlenmesi ve kontrol edilmesi yoluyla işlevsel uygulamalara aktarılmasını kapsamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Nanoteknoloji Girişimi (National Nanotechnology Initiative, NNI), nanoteknolojiyi 1–100 nm boyut aralığında gerçekleştirilen ve kimya, fizik, biyoloji, tıp, mühendislik, elektronik gibi farklı disiplinlerde yenilikçi uygulamaların geliştirilmesine olanak sağlayan bilim ve teknoloji olarak tanımlamaktadır (Bayda ve ark., 2020). “Nano” sözcüğü ise kökenini, “cüce” anlamına gelen Latince nanus ve Antik Yunanca nanos (νάνος) kelimelerinden almaktadır (Oxford English Dictionary, n.d.). Nanoteknolojinin bilimsel altyapısı ilk kez 1959 yılında Nobel Ödüllü fizikçi Richard Feynman tarafından ortaya konulmuştur. Feynman, “There’s Plenty of Room at the Bottom” başlıklı konuşmasında, maddenin atomik ve moleküler düzeyde kontrol edilmesinin mümkün olabileceğini öne sürmüş ve bu yaklaşımın gelecekte yeni teknolojilerin gelişmesine öncülük edeceğini ifade etmiştir. Bu nedenle Feynman, günümüzde modern nanoteknolojinin öncüsü olarak kabul edilmektedir (Feynman, 1960). Nanoteknoloji terimi ise ilk kez 1974 yılında Japon araştırmacı Norio Taniguchi tarafından kullanılmış ve malzemelerin atom veya molekül düzeyinde işlenmesini ifade eden bir kavram olarak tanımlanmıştır (Taniguchi, 1974). Daha sonra 1986 yılında K. Eric Drexler’in ‘‘Engines of Creation: The Coming Era of Nanotechnology’’ adlı eserini yayımlamasıyla birlikte nanoteknolojiye olan ilgi artmış, özellikle moleküler mühendislik yaklaşımı bilimsel çevrelerde geniş yankı uyandırmıştır (Drexler, 1986). Günümüzde nanoteknoloji; tıp, diş hekimliği, elektronik, enerji, çevre, malzeme bilimi, tekstil, tarım ve kozmetik gibi çok sayıda disiplinler arası alanda yaygın biçimde kullanılmaktadır. Nanometre ölçeğindeki materyallerin sahip olduğu yüksek yüzey/hacim oranı, artmış kimyasal reaktivite, üstün mekanik özellikler ve biyouyumluluk gibi avantajlar, nanoteknolojinin tanı, tedavi, üretim ve mühendislik süreçlerinde önemli bir yer edinmesini sağlamıştır. Bu sebeple diş hekimliğinde nanoteknoloji; restoratif diş hekimliği, endodonti, implantoloji, ortodonti, periodontoloji ve protetik diş tedavisi başta olmak üzere birçok alanda yaygın olarak kullanılmaktadır.