Psikanalitik Teori 20. Yüzyılda Neden ve Nasıl Etkili Oldu?


Binbay İ. T.

Madde, Diyalektik ve Toplum, vol.4, no.4, pp.326-330, 2021 (Peer-Reviewed Journal)

  • Publication Type: Article / Review
  • Volume: 4 Issue: 4
  • Publication Date: 2021
  • Journal Name: Madde, Diyalektik ve Toplum
  • Page Numbers: pp.326-330
  • Dokuz Eylül University Affiliated: Yes

Abstract

Sigmund Freud and psychoanalytic theory were buried many times throughout the 20th century, but the corpse came back from the grave each time. Freud's thought is neither dead nor forgotten; on the contrary, it can even be said that today it is experiencing a new revival, a period of renewed attention. This revival can be observed especially in social sciences or critical theory rather than clinical. Lots of people are still curious about Freud and his mind theory (and even the process of being human, history, society); they still want to learn and look for explanations there.

If psychoanalytic theory had not emerged from the intellectual struggle in the 20th century, it would not have been possible for it to experience a new revival, especially in political criticism. For this reason, we can say that psychoanalytic theory owes its current "undying" place to the last century, to the tides of the 20th century: both in psychiatry, politics, social sciences, and culture-arts.

The main purpose of this article is to examine and remind in a historical context how psychoanalytic theory gained a place in psychiatry and social sciences during the 20th century. To discuss how psychoanalytic theory is "so much" in the world of "alternative" thought, from psychiatry to psychology, from political sciences to sociology. The article argues that two features of psychoanalysis' central intellectual place in the 20th century were important. Accordingly, first, psychoanalysis provided a holistic, original, and "workable" account of mind functioning. Second, psychoanalysis coincided with the need for "big thought", which was especially lacking in the Western world of thought.

Key words: psychoanalysis, philosophy, politics, social sciences, psychiatry, psychology

Sigmund Freud ve psikanalitik teorinin cenazesi 20. yüzyıl boyunca birçok kez kaldırıldı ama mevta her seferinde mezarından çıkıp geri geldi. Freud düşüncesi ne öldü ne de unutuldu: tam tersine günümüzde yeni bir canlanma, yeniden dikkat çekme dönemi yaşadığı bile söylenebilir. Bu canlanma, klinikten çok özellikle sosyal bilimlerde ya da eleştirel teoride gözlenebilir. İnsanlar Freud’u ve zihnin işleyişine (ve hatta insanın insan olma sürecine, tarihe, topluma) dair geliştirdiği teoriyi hâlâ merak ediyorlar, öğrenmek istiyorlar ve orada açıklamalar arıyorlar.

Psikanalitik teori 20. yüzyıldaki düşünsel mücadelede iz bırakarak, bir yerlere kök salarak çıkmasaydı bugün özellikle siyasal eleştirinin içinde yeni bir canlanma yaşaması da pek mümkün olmazdı. Bu nedenle psikanalitik teorinin bugünkü bir türlü “ölüp gitmeyen” yerini geçen yüzyıla, 20. yüzyıldaki gelgitlere borçlu olduğunu söyleyebiliriz: hem psikiyatride hem siyasette hem toplum bilimlerinde hem de kültür-sanatta.

Bu makalenin temel amacı, psikanalitik teorinin 20. yüzyıl boyunca psikiyatride ve sosyal bilimlerde nasıl bir yer edindiğini tarihsel bir bağlam içinde incelemek ve hatırlatmak. Psikanalitik teorinin psikiyatriden psikolojiye siyaset bilimlerinden sosyolojiye, özellikle “alternatif” düşünce dünyasında nasıl olup da “bu kadar” tuttuğunu tartışmak. Makale, psikanalizin 20. Yüzyıldaki merkezi düşünsel yeri iki özelliğinin önemli olduğunu savunmaktadır. Buna göre birincisi, psikanaliz zihin işleyişine dair bütüncül, özgün ve “işe yarar” bir açıklama getirdi. İkincisi psikanaliz özellikle Batı düşünce dünyasında eksikliği duyulan “büyük düşünce” ihtiyacına denk geldi.

Anahtar kelimeler: psikanaliz, felsefe, siyaset, toplum bilimleri, psikiyatri, psikoloji