Nisan 2024- Nisan 2025 Tarihleri Arasında Mekanik Travma Sonucu Yaralanarak Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisine Başvuran Hastaların Yara Özelliklerinin Belirlenmesinde Uzmanlık Alanlarının Yaklaşımlarının Medikolegal Değerlendirmeye Etkisinin İncelenmesi


Kasırga Ö., Özdemir M. H.

6. Uluslararası 22. Ulusal Adli Bilimler Kongresi, İzmir, Türkiye, 30 Nisan - 03 Mayıs 2026, ss.63-64, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: İzmir
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.63-64
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Amaç: Yara tanımı, adli olgularda olayın aydınlatılması ve adil bir yargılama sürecinin yürütülmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, mekanik travma sonucu yaralanarak acil servise başvuran hastalarda farklı klinik uzmanlık alanlarının yara tanımlamalarındaki farklılıkların ve bu farklılıkların medikolegal değerlendirmeye olası etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız, kesitsel-analitik nitelikte olup Nisan 2024–Nisan 2025 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisi’ne mekanik travma sonucu başvuran 212 olgu üzerinde gerçekleştirildi. Olgulara ait sosyodemografik veriler ile yaraların sayısı, türü, lokalizasyonu, boyutu ve morfolojik özellikleri veri kayıt formlarına kaydedildi. Aynı olgular için diğer branş hekimleri tarafından yapılan yara tanımlamalarına hastane bilgi sistemi (probel) üzerinden ulaşıldı. Verilerin analizi SPSS 24.0 programı kullanılarak ki-kare, continuity correction, Fisher exact, Shapiro–Wilk ve Wilcoxon signed-rank testleri ile yapıldı. Bulgular: Çalışmada 212 olguda toplam 395 yara saptandı; diğer branş hekimleri tarafından 328 yara tanımlandığı belirlendi. Olguların yaş ortalaması 47,67 ± 21,0 olup %77,4’ü erkekti. Yaralanmaların %64,6’sı künt travma, %27,4’ü kesici-delici alet yaralanması ve %8’i ateşli silah mermi çekirdeği/saçma tanesi yaralanmasıydı. Yara sayısı arttıkça tanımlanan yara sayısının anlamlı olarak azaldığı (p<0,05, χ² = 102.91) ve yara boyut uyumunun düşük olduğu (%4,3) (n = 151 Z = -2,327, p = 0,02) saptandı. Kesici-delici alet yaralanması (%2,9) ve ateşli silah mermi çekirdeği/saçma tanesi yaralanmalarında (%22,2) özgül yara bulgularına ilişkin uyum oranlarının düşük olduğu belirlendi. Ekimoz rengine ilişkin tanımlamaların büyük oranda eksik veya hatalı olduğu (%0,9) görüldü. Diğer branş hekimleri arasında yara türü tanım uyumu (χ²=8,1, p=0,04), laserasyon tanım uyumu (χ²=4,8, p=0,028), künt yara tipi uyumu açısından anlamlı fark olduğu (χ²=6,6, p=0,017) görüldü. Diğer branş hekimleri arasında bazı parametrelerde ise istatistiksel fark saptanmazken, adli tıp hekimi ile karşılaştırıldığında tanım uyumlarının belirgin biçimde düşük olduğu belirlendi. Sonuç: Bu çalışma, mekanik travmaya bağlı adli olgularda yara tanımlarında branşlar arasında belirgin farklılıklar bulunduğunu ve bu durumun medikolegal değerlendirmeyi etkileyebilecek nitelikte olduğunu ortaya koymuştur. Yara özelliklerinin ilk başvuru aşamasında ayrıntılı ve sistematik kaydedilmesinin adli raporlamada standardizasyon ve güvenilirlik açısından gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.

Aim: Accurate wound description is of critical importance in forensic cases for clarifying events and ensuring a fair judicial process. This study aimed to examine differences in wound descriptions made by physicians from different clinical specialties in patients admitted to the emergency department due to mechanical trauma, and to evaluate the potential impact of these differences on medico-legal assessment. Materials and Methods: This cross-sectional and analytical study was conducted on 212 patients who were admitted to the Emergency Department of Dokuz Eylül University Faculty of Medicine due to mechanical trauma between April 2024 and April 2025. Sociodemographic data and wound characteristics, including number, type, localization, size, and morphological features, were recorded using standardized data collection forms. Wound descriptions made by physicians from other specialties for the same patients were obtained from the hospital information system. Statistical analyses were performed using SPSS version 24.0, applying Chi-square, continuity correction, Fisher’s exact test, Shapiro–Wilk test, and Wilcoxon signed-rank test. Results: A total of 395 wounds were identified in 212 cases, while 328 wounds were documented by physicians from other specialties. The mean age of the cases was 47.67 ± 21.0 years, and 77.4% were male. Of the injuries, 64.6% were due to blunt trauma, 27.4% to sharp-force injuries, and 8.0% to gunshot or shotgun pellet injuries. It was found that as the number of wounds increased, the number of documented wounds decreased significantly (p<0.05, χ² = 102.91), and agreement regarding wound size was low (4.3%) (n = 151, Z = -2.327, p = 0.02). The agreement rates for specific wound characteristics were also low in sharp-force injuries (2.9%) and gunshot/shotgun pellet injuries (22.2%). Descriptions related to ecchymosis color were found to be largely missing or incorrect (0.9%). Among physicians from other specialties, there were significant differences in agreement for wound type description (χ² = 8.1, p = 0.04), laceration description (χ² = 4.8, p = 0.028), and blunt wound type classification (χ² = 6.6, p = 0.017). Although no statistically significant differences were found among physicians from other specialties for some parameters, when compared with the forensic medicine physician, the level of agreement in wound descriptions was markedly lower. Conclusion: The findings indicate that significant differences exist among clinical specialties in the description of wounds in forensic cases related to mechanical trauma. These discrepancies may affect the reliability of medicolegal evaluations. Recording wound characteristics in a detailed, systematic, and guideline-based manner at the initial presentation is essential to ensure standardization and accuracy in forensic reporting.