Diş Kayıplarında Yüzde Sabit İz Değerlendirmesi: Bir Olgu Sunumu
6. Uluslararası 22. Ulusal Adli Bilimler Kongresi, İzmir, Türkiye, 30 Nisan - 03 Mayıs 2026, ss.142-143, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: İzmir
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.142-143
- Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Giriş ve Amaç: Yüz, anatomik ve estetik özellikleri nedeniyle vücudun özel bir bölgesi olup, ceza hukuku açısından diğer vücut bölgelerine kıyasla ayrı bir öneme sahiptir. Özellikle üst santral kesici dişler, yüz estetiğinin merkezinde yer alır ve sosyal iletişimin önemli bir bileşenini oluşturmaktadır. Güncel rehberde, diş kayıplarının implant ve protezle tedavisinin yapılamadığı durumlarda yüzde sabit iz olarak değerlendirmeye alınacağı, implant/protezde kullanılan materyal ve işçiliğe göre kişinin kendi dişi ile ayrılamayacak ölçüde benzerlik göstermesi halinde yüzde sabit iz olarak değerlendirilmeyeceği belirtilmektedir. Bu olgu sunumuyla; diş kayıplarındaki yüzde sabit iz değerlendirmesinin anatomik kayıp olarak mı yoksa implant/protez benzeri restoratif tedavi sonuçlarına göre mi olması gerektiği tartışılarak mevcut rehbere katkı sağlamak amaçlanmıştır. Olgu: 1979 doğumlu erkek hasta, 09.02.2024 tarihli olayla ilgili adli raporunun düzenlenmesi için anabilim dalımıza yönlendirildi. 26.03.2024 tarihinde yapılan muayenede; üst santral kesici dişlerin yerinde olmadığı, implant/protez uygulanmamış olduğu görüldü. Mevcut muayene bulgusunun yüzde sabit iz niteliğinde olduğu kanaatine varıldı. Sonuç: Üst santral kesici diş kaybı anatomik ve estetik bütünlükte kalıcı bir bozulmaya neden olmaktadır. Rehberin ekstremite işlev değerlendirmelerinde anatomik kaybı esas alan yaklaşımı ile diş kayıplarında restoratif tedavi sonucu esaslı yaklaşımı arasında metodolojik bir farklılık bulunmaktadır. Değerlendirmenin tedavi imkânına bağlı hâle getirilmesi, anatomik kaybın niteliğini değiştirmektedir.
Introduction and Objective: The face is a distinct anatomical region due to its structural and aesthetic characteristics and holds particular importance in criminal law compared to other body parts. The maxillary central incisors, in particular, are located at the center of facial aesthetics and constitute an essential component of social interaction. According to the current forensic guideline, tooth loss is considered within the scope of permanent facial scarring when implant or prosthetic treatment cannot be performed. Conversely, if the implant or prosthesis, depending on the material and workmanship, achieves a level of similarity indistinguishable from the individual’s natural tooth, it is not regarded as permanent facial scarring. This case report aims to discuss whether the evaluation of permanent facial scarring in cases of tooth loss should be based on anatomical loss itself or on the outcome of restorative treatments such as implants or prostheses, and to contribute to the existing guideline. Case: A male patient born in 1979 was referred to our department for the preparation of a medico-legal report regarding an incident dated 09.02.2024. On examination conducted on 26.03.2024, the maxillary central incisors were found to be absent, and no implant or prosthetic restoration had been performed. The present clinical finding was considered to meet the criteria for permanent facial scarring. Conclusion: Loss of the maxillary central incisors results in a permanent disruption of anatomical and aesthetic integrity. A methodological discrepancy exists between the guideline’s approach to extremity function evaluations, which is based on anatomical loss, and its approach to tooth loss, which is based on restorative treatment outcomes. Making the evaluation dependent on treatment feasibility alters the characterization of the anatomical loss.