LAZER EPİLASYON SONRASI İLLİYET BAĞI DEĞERLENDİRMESİNDE FARKLI İKİ BİLİRKİŞİ YAKLAŞIMI: İKİ OLGU SUNUMU
6. Uluslararası 22. Ulusal Adli Bilimler Kongresi, İzmir, Türkiye, 30 Nisan - 03 Mayıs 2026, ss.162-163, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: İzmir
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.162-163
- Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Giriş: Lazer epilasyon (LHR), kıl folikülündeki melaninin fototermoliz yöntemiyle termal hasara uğratıldığı bir yöntemdir. Uygulamada, uygun dalga boyu ve atım süresi seçilerek çevre dokunun korunması amaçlanır. LHR sonrasında görülen eritem ve ödem 1–3 gün içinde geriler. Buna karşın literatürde büllöz reaksiyon, yanık, enfeksiyon, skar gelişimi ile hiper/hipopigmentasyon gibi daha ciddi veya kalıcı yan etkiler bildirilmektedir. Türkiye’de yapılan bir çalışmada katılımcıların %11,45’inin LHR sonrası eritem-ağrı, folikülit, hiper/hipopigmentasyon ve bül/yanık yan etkileri belirtilmiştir. LHR sonrası görülen kalıcı lezyonlar ile yapılan işlem arasında nedensellik bağının saptanmasında farklı etmenlerin rolü olmakla birlikte aradan geçen süre ve bilirkişi yaklaşımı da etkilidir. Bu olgu sunumunda, aynı klinikte, aynı kişi ve aynı aletle yapılan lazer epilasyon sonrası farklı iki hastada meydana gelen lezyonların farklı iki uzman tarafından yapılan değerlendirmesinin medikolegal değerlendirmeye aktarım süreçleri ile adli hekimin süreçteki rolü paylaşılacaktır. Olgu: Mahkeme, olaydan yaklaşık 9 ay sonra vücutta oluşan yaraların lazer uygulaması ile illiyet bağının olup olmadığı yönünde görüş istemektedir. İki olgunun vücudunun değişik bölgelerinde, hiper/hipopigmentasyon alanlar saptandı. Dermatoloji Anabilim Dalına danışılan olgunun birine lezyonların uygulama alanlarıyla anatomik uyumu gerekçe gösterilerek işlemle illiyetli yönünde görüş belirtilirken, ikinci olguya lezyonların yaklaşık bir yıllık süreçte belirgin gerilemesi nedeniyle, mevcut muayene bulgularıyla işlem arasında tıbben illiyet bağı kurulamayacağı yönünde görüş belirtilmiştir. Sonuç: Adli olgularda neden ve sonuç arasında illiyet bağının kurulması adli tıp hekimlerinden sıkça istenen bir durumdur. Süreçte yasal makamlardan gelen evrakların yeterliliği, aradan geçen süre ve ilgili uzmanlık alanının görüşleri önem kazanmaktadır. İlgili uzmanlık alanının görüşleri yanında adli tıp uzmanının konuya yaklaşımı ve bakış açısı değerlendirmede önemlidir. Sunumda farklı iki uzman bilirkişi tarafından yapılan farklı değerlendirmelerin medikolegal değerlendirmeye aktarım süreçleri ile adli hekimin süreçteki rolü paylaşılacaktır
Introduction: Laser hair removal (LHR) is a method in which melanin in the hair follicle is thermally damaged through selective photothermolysis. Appropriate wavelength and pulse duration are used to protect surrounding tissues. Erythema and edema after LHR usually resolve within 1–3 days. However, more serious or permanent adverse effects such as bullous reactions, burns, infection, scar formation, and hyper/hypopigmentation have been reported. A study conducted in Türkiye found that 11.45% of participants experienced adverse effects including erythema–pain, folliculitis, hyper/hypopigmentation, and blister/burn formation. Determining the causal relationship between persistent lesions and LHR may be influenced by several factors, including the time elapsed since the procedure and expert evaluation. This case report presents the medicolegal evaluation of lesions that developed in two patients after LHR performed in the same clinic, by the same practitioner and using the same device. Case(s): Approximately nine months after the incident, the court requested an expert opinion on whether the wounds were causally related to the laser procedure. In both cases, hyper- and hypopigmented areas were detected on different body regions. Dermatology consultation concluded that in one patient the lesions were causally related to the procedure due to their anatomical compatibility with the application sites. In the second patient, however, a causal relationship could not be established because the lesions had markedly regressed within approximately one year. Conclusion: In judicial cases, establishing causality between an event and its outcome is frequently required from forensic medicine specialists. The time elapsed since the event, the adequacy of legal documents, and specialist opinions are important in this evaluation.