MİNİMAL İNVAZİV RESTORATİF DİŞ HEKİMLİĞİ YAKLAŞIMLARI


Creative Commons License

Çetin D., Erten Can S. H.

SAĞLIK & BİLİM 2026 Odontoloji -II-, Doç. Dr. Veysel ERATİLLA, Editör, Efe Akademik Yayıncılık, İstanbul, ss.255-266, 2026

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Mesleki Kitap
  • Basım Tarihi: 2026
  • Yayınevi: Efe Akademik Yayıncılık
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Sayfa Sayıları: ss.255-266
  • Editörler: Doç. Dr. Veysel ERATİLLA, Editör
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

GİRİŞ Uzun yıllar boyunca geleneksel restoratif diş hekimliği anlayışı, çürük diş dokularının tamamen uzaklaştırılması ve oluşan kavitenin restoratif materyaller ile doldurulması esasına dayanmıştır. Bu yaklaşımın temelini, G.V. Black tarafından ortaya konulan ve “extension for prevention” (koruma için genişletme) olarak ifade edilen kavite preparasyon prensibi oluşturmaktadır. Ancak bu yaklaşım, sağlam diş dokularının gereğinden fazla uzaklaştırılmasına ve kalan diş dokularının zayıflamasına neden olması sebebiyle eleştirilmiştir (Tyas ve ark., 2000). Diş çürüğünün dinamik yapıya sahip olan multifaktöriyel kaynaklı bir hastalık olduğunun anlaşılmasıyla birlikte, yalnızca çürük lezyonunun tedavi edilmesine değil hastalığa sebep olan etkenlerin ortadan kaldırılmasına ve çürük sürecinin kontrol altına alınmasına odaklanan yeni bir yaklaşım geliştirilmiştir. Bu yaklaşım doğrultusunda ortaya çıkan minimal invaziv diş hekimliği; çürük risk faktörlerinin belirlenmesini, çürüğün oluşmasının önlenmesini, remineralizasyonun desteklenmesini, çürük lezyonlarının erken dönemde teşhis edilmesini ve restorasyon yapılması gereken durumlarda mümkün olan en az miktarda diş dokusunun uzaklaştırılmasını esas alan biyolojik temelli bir tedavi yaklaşımı olarak tanımlanmaktadır. Minimal invaziv diş hekimliği yaklaşımının esas amacı, sağlam diş dokularının korunarak dişin fonksiyonel bütünlüğünün uzun süre devamlılığını sağlamaktır (Frencken ve ark., 2012). Günümüzde gelişen adeziv sistemler, biyouyumlu restoratif materyaller ve çürüğün erken tanısına yönelik teknolojiler sayesinde minimal invaziv diş hekimliği uygulamaları giderek yaygınlaşmıştır. Pit ve fissür örtücü uygulamaları, kemomekanik çürük uzaklaştırma yöntemleri, atravmatik restoratif tedaviler, gümüş diamin florür uygulamaları, Hall tekniği, air abrazyon, mikroabrazyon, rezin infiltrasyon, lazer ve ozon kullanımı gibi birçok güncel yaklaşım minimal invaziv diş hekimliği klinik uygulamalarının temelini oluşturmaktadır. Bu yöntemler sağlıklı diş dokularının korunmasını sağlamalarının yanı sıra; ağrı ve anksiyeteyi azaltmaları, hasta konforunu artırmaları ve uzun dönem ağız sağlığının sürdürülmesine katkıda bulunmaları nedeniyle modern restoratif diş hekimliğinde önemli bir yer edinmiştir.