Gıda Alerjenleri ve Sağlık


Creative Commons License

Atay Ö.

GÜVENİLİR GIDA VE SAĞLIK, Doç. Dr. Gözde TÜRKÖZ BAKIRCI,Doç. Dr. Özge ADAN GÖK,Doç. Dr. Ceylan ALKAN, Editör, Çizgi Kitabevi Yayınları, Konya, ss.54-71, 2025

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Diğer
  • Basım Tarihi: 2025
  • Yayınevi: Çizgi Kitabevi Yayınları
  • Basıldığı Şehir: Konya
  • Sayfa Sayıları: ss.54-71
  • Editörler: Doç. Dr. Gözde TÜRKÖZ BAKIRCI,Doç. Dr. Özge ADAN GÖK,Doç. Dr. Ceylan ALKAN, Editör
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Besin alerjisi, belirli bir besinin tüketilmesi ve bazende teması sonrasında gelişen bağışıklık yanıtı ile ortaya çıkan ve her yeniden karşılaşmada tekrar eden istenmeyen bir reaksiyondur. Besin intoleransı, besin ilişkili zehirlenme reaksiyonları sıklıkla besin alerjisi ile karışabilmektedir. En önemli fark im-munopatogenezleri ve besin alerjenlerinin miktardan bağımsız şekilde ağır klinik bulgularla karşımıza çıkabilmeleridir. Anaflaksi gibi yaşamı tehdit eden ağır alerjik reaksiyonlar yanında, solunum, dolaşım, sindirim sitemine ve deriye ait klinik bulgular gelişebilmektedir. Her besin türü alerjiye neden olabilmekle birlikte en sık süt, yumurta, buğday, soya, yer fıstığı, kuruyemiş-ler, balık ve deniz ürünleri ile reaksiyon görülmektedir. Tanıda, alerji testle-rinin yanı sıra altın standart tanı yöntemi olan besin yükleme testlerinden faydalanılmaktadır. Besin alerjisinin yönetimi, alerjiye neden olan gıdalar-dan kaçınmayı ve olası reaksiyonlar için acil önlemler almayı, gerekli besin desteğinin alternatif gıda ve/veya formulalardan sağlanmasını içerir. Ayrıca, bazı besin grupları arasındaki yapısal benzerlikten kaynaklı alerjik tepkime-ler açısından hem alerjen bireylerin hem de bakım veren ve besin teminatçı-larının bilgilendirilmesi önemlidir. Süt ve yumurta gibi sık saptanan alerjen-lerin fırınlanmış ürünlerinin bu hasta gruplarında çoğunlukla tolere edilebil-diği bilinmektedir. Bu nedenle hasta bazında tüketilebilinen besin formunun ve miktarının belirlenmesi hayat kalitesi yanında büyümeye katkı sağlaya-caktır. Süt, yumurta ve buğday alerjlerinde yaşla birlikte artan tolerans oran-ları bildirilirken, ağaç yemişleri ve deniz ürülerinde zamanla tolerans geli-şimi oldukça nadirdir. Besine karşı duyarsızlaştırmayı hedef edinen besin immünoterapi tedavileri ile az miktrada besinin istenen hedef doza ulaşıl-ması sağlanmaya çalışılmaktadır. Beraber veya tek başına kullanmak üzere başta omalizumab gibi çeşitli biyolojik ajanlar tolere edilebilecek besin mik-tarının arttırılmasına katkı sağlamaktadır. Besin alerjili bireylerin ve varsa bakım verenlerinin ağır alerjik reaksiyonları tanıyabilme ve yönetebilme be-cerisine sahip olmaları hayati öneme sahiptir. Bu bireylerin acil durumlarda kullanmak üzere adrenalin otoenjektörlerinin temini muhakkak sağlanmalı-dır. Sonuç olarak, besin alerjilerinin tanısının doğru konulması hastaları ağır alerjik şoktan koruyacağı gibi gereksiz diyet eliminasyonlarından uzaklaş-makta da fayda sağlayacaktır. Gerçek besin alerjisi olan bireylerin yöneti-minde bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımları ve reaksiyonlardan kaçınma ve yönetme hedefli eğitim temel unsurlardır. Hastaların izleminde risk oluştu-rabilecek faktörlerinin belirlenmesi, tolerans durumlarının değerlendirilmesi önemlidir.