Ceza Olgusu Neden Toplumsal Kabul Sınırları(!) Sınırları İçerisinde Salınmamalı? Koşullu Salıverilme ve Öncesinin Ceza İnfaz Sistemi Üzerinden Araçsallaştırılması


Çalışkan A.

3. Ankara Sosyal ve Beşeri Bilimler Kongresi, Ankara, Türkiye, 31 Ocak 2026, ss.1, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.1
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Koşullu salıverilme (parole) terimi söz vermek anlamına gelen Fransızca bir kelimeden türemiş, düşman askerlerinin yeniden savaşmamak üzere söz vermelerinin ardından infaz edilmeyerek serbest bırakılmalarını içeren bir uygulamadan günümüzdeki karşılığını almıştır. Hüküm giyen birey(/ler)in ceza adaleti sistemi içerisinde ve tahliye edildikten sonra suçta tekerrür sürecine giden yollara başvurmaması, rehabilitasyonu ve toplumsal uyum süreçlerinin sağlanması ise tüm dünyada sistemin olmazsa olmaz hedefleri arasında yer alır. Bununla birlikte ceza adaleti sisteminin normatif bağlamı içerisinde yer alan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda dikkat edilmesi gereken yasal içeriklerden birisi de suçta tekerrür süreçleriyle ilgili hükümler içeren 58’inci maddedir. Söz konusu norma göre hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suç işlenmesi durumunda tekerrür hükümleri uygulanmakta ve cezanın infaz edilmiş olması da gerekmemektedir. Bu tebliğin temel sorunsalı koşullu salıverilme pratiğini ceza adaleti sistemi ve bileşenleri içerisinde ele alarak geçmiş zaman örüntüleri üzerinden penolojik verileri tetkik etmek ancak risk temelli kriminolojik bir söylem üretmek yerine Türkiye’de ceza infaz rejiminin değişim örüntüleri üzerinden yasal düzenlemelerin işlevselliğini tartışmaktır. Bu amaçla Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından sunulan adli istatistik yayın arşivi de incelenerek şartlı tahliye başvuru durumları ve ceza adaleti rejimindeki diğer bileşenler arasındaki ilişkiler de analiz edilmiştir. 2000’li yıllar sonrası kısmi bağlam üzerinden ele alınan bu çalışmayla yapılmak istenen; suçta tekerrür hükümleri de dahil olmak üzere risk temelli denetim kavramının hükümlünün toplumsal uyumunu ele almada sosyolojik tahlili nasıl ele al(a)madığını/ıskaladığını ileri sürmek ve gerekçelendirmektir. Bu çıkarıma dayalı epistemik konumlanış ise; hapsetmenin beraberinde getirdiği cezaevi popülasyonunun koşullu salıverilme süreciyle birlikte nasıl etkilendiğini ele alan ve devam eden yıllarda eklemlenen yasal düzenlemelerinin aracı rolünden, hükümlü oranlarına ilişkin verilerden, infaz rejimlerinin değişiminden, medya ile cezai reform temelli söylemlerden çıkarılan bir dizi karmaşık bulguyla desteklenmektedir. Bu öncüller cezai düzenlemelerin farklı bileşkeler üzerinden ele alınabildiği, toplumsal kabuller içerisinde salınım gösterdiği ve bir dizi biçim değiştiren ancak döngüsellik içeren ceza örüntülerine doğru toplumsallığı götürdüğü iddia ediliyor.