MİYOKARDİTİN SEMPTOMATİK VE DİYAGNOSTİK RETROSPEKTİF ANALİZİ: TEK MERKEZ DENEYİM
23.ulusal pediyatrik ve kalp damar cerrahiis kongresi , Antalya, Türkiye, 17 - 20 Nisan 2025, ss.525, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Antalya
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.525
- Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Hilal Yılmazcan Bozkurt1 , Yağmur Damla Önal2 , Hazer Erçan Bozyer2 , Veysel Çeliktepe2 , Hüseyin Bardak2 , Tülay Demircan2 , Mustafa Kır2 1. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, İzmir 2. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı, İzmir GİRİŞ ve AMAÇ: Miyokardit, miyositlerin nekroz ve dejenerasyonu ile giden kalp kası dokusunun inflamasyonu olarak tanımlanır. Miyoselüler hasar sonrası miyokardiyal disfonksiyon ve kalp yetmezliği gelişebilir. Dünya çapında dilate kardiyomiyopatinin (DKMP) en önemli nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir ve genç erişkinlerde ani kalp ölümünün en sık nedenlerinden biridir. Günümüzde pediatrik hastaların tanı ve takibi konusunda halen net bir fikir birliği yoktur. Bu çalışmada çocukluk ve genç erişkinlik döneminde önemli bir mortalite ve morbidite sebebi olan miyokarditin klinik bulgularının, labaratuvar ve görüntüleme sonuçlarının retrospektif analizini yapmak, olumsuz klinik bulgular ile laboratuvar bulguları arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. BULGULAR: Çalışmaya Kasım 2011- Aralık 2023 yılları arasında hastanemizde miyokardit tanısı ile takip edilmiş 107 hasta dahil edilmiştir. Hastaların yaş ortalaması 12,27 yıl (SS:4,95) (0,03 – 17,0); ortancası 15 yıl olarak bulundu. Hastaların %72,9’unun erkek, %27,1’inin ise kadın olduğu belirlendi. Hastaların en sık başvuru semptomunun göğüs ağrısı (%79,4) olduğu görüldü. Diğer başvuru semptomları ateş (%27,1), dispne (%19,6) ve fulminan klinik tablo (%12,1) olarak saptandı. Hastaların%49,5’inde başvurudan önce üst solunum yolu enfeksiyonu ve %20,6’sında akut gastroenterit geçirme öyküsü olduğu görüldü. Hastaların miyokardit nedenleri arasında ilk sırada viral enfeksiyonların olduğu saptandı (%19). Bu virüsler arasında en sık Rhinovirus (n=6) (%31), Coronavirüs (n=4) (%19) ve Adenovirus (n=3) (%14) enfeksiyonları olduğu görüldü. Hastaların %1,9’unun başvuruda covid pozitif olduğu ve %4,7’sinin son 1 ayda covid aşısı olduğu belirlendi. Hastaların %5,6’sı (n=6) MISC-C (Çocuklarda Multisistemik İnflamatuar Sendrom) olarak değerlendirildi. Hastaların yatış sürelerinin ortalaması 8,28+/- (SS:9,15) gün olup; %15,9’unda yoğunbakım, %12,1’inin mekanik ventilasyon desteği ihtiyacı olduğu saptandı. Hastaların %86’sının sağ olarak taburcu olduğu, %7,5’inin dilate kardiyomiyopati geliştirdiği ve %6,5’inin exitus olduğu tespit edildi. Yaşayan hastaların ilk başvuru anındaki en sık semptomu göğüs ağrısı iken exitus olan hastaların dispne, kusma ve fulminan klinik tablo olduğu saptandı. Hastaların %97’sinde başvuru anında Troponin, %61,6’sında CK-MB yüksekliği olduğu görüldü. Yatış sürecinde hastaların %62’sinde CK, %7,5’inde BNP yüksekliği(n=8) saptandı. BNP düzeyi yüksek saptanan hastaların hastanede yatış süresi, yoğun bakım ihtiyacı ve inotrop ihtiyacının istatistiksel olarak yüksek olduğu saptandı. Troponin, CK ve CK-MB değerleri ile klinik kötüleşme arasında istatitiksel ilişki saptanmadı. Çalışmamızda hastaların %51,5’inde EKG anormalliği saptandı. En sık iki EKG anormalliği sinüs taşikardisi ve ST-T değişiklikleriydi. Hastaların başvuru anındaki EKO görüntülemeleri değerlendirildiğinde exitus olan hastaların EF ve FS değerlerinin düşük olduğu görüldü. Hastaların %60,7’sinin tedavi aldığı belirlenmiştir. Hastaların %44,9’unun IVIG, %9,3’ünün ASA, %15,9’unun inotrop, %4,7’sinin steroid, %15’inin NSAİİ, %2,8’inin DMAH, %0,9’unun ECMO, %0,9’unun Pacemaker, %0,9’unun Digoksin ve %1,9’unun Dideral tedavileri verilmiştir. SONUÇ: Çalışmamızda viral nedenlerin en sık miyokardit etkeni olduğu görüldü. Dispne, kusma ile başvuran hastaların daha fulminan bir seyir izledikleri ve yakın klinik takip gerekirse yoğun bakımda izlenmeleri gerekliliği sonucu çıkarıldı. BNP düzeyi yüksek saptanan miyokarditli hastaların yatış süresi, yoğun bakım ihtiyacı ve inotrop ihtiyacının istatistiksel olarak yüksek olduğunun saptanmış olması, bu belirtecin miyokardit takibinde ve prognozunda önemli yeri olduğu fikrini verdi. BNP yüksekliği miyokarditte kötü prognoz ile ilişkilendirildi. İlk başvuru ekokardiyografisinde LVEF ve FS değerlerinin düşük saptanması, miyokardit hastalarında kötü prognostik bir gösterge olarak bulundu. Anahtar Kelimeler: Pediatrik miyokardit, Troponin, Ekokardiyografi