Türk Oral İmplantoloji Derneği XXXV. Uluslararası Bilimsel Kongresi, İstanbul, Türkiye, 9 - 10 Ocak 2026, cilt.1, sa.1, ss.1, (Özet Bildiri)
Giriş
Peri-implantitis, dental implantların çevresindeki yumuşak ve sert dokularda görülen, peri-implant mukozada inflamasyon ve bunu takiben destekleyici kemik kaybı ile karakterize, plak ile ilişkili patolojik bir durumdur. Peri-implantitis tedavisinde temel amaç; biyofilmin ortadan kaldırılması, osseointegrasyonun yeniden sağlanmasına elverişli bir implant yüzeyinin oluşturulmasıdır. Bu vaka serisinin amacı peri-implantitis teşhisi konmuş iki hastanın cerrahi tedavilerini ve sonuçlarını sunmaktır.
Olgu Sunumu
58 yaşında erkek hasta kliniğimize implant çevresindeki dokularda kanama şikâyeti ile başvurmuştur. Hastanın 36 numaralı implant çevresinde peri-implantitis saptanmış, defekt tipi Class Ib olarak değerlendirilmiştir. Klinik muayenede en derin cep derinliği 8 mm, sondalamada kanama ve püy varlığı tespit edilmiştir. Cerrahisiz peri-implant ve periodontal tedavi (plastik küret + AirFlow) sonrası 3. ayda cerrahi tedavi uygulanmıştır. Flep cerrahisi sırasında implant çevresi granülasyon dokuları uzaklaştırılmış, defekt bölgesi xenogreft ve PRF (Platelet Rich Fibrin) ile rekonstrükte edilmiştir. Dokuz ay sonraki klinik kontrolde, bukkal bölgede en derin cep derinliği 5 mm ölçülmüş ve sondalamada kanama ve püy tamamen ortadan kalkmıştır.
65 yaşında erkek hasta kliniğimize 46 ve 47 numaralı implant üstü protezlerdeki gıda sıkışması şikâyeti ile başvurmuştur. İmplantlar çevresi kemikte Class IIIb tipi defekt saptanmıştır. Hastanın implant üstü protezleri uyumsuz olduğundan cerrahi tedavi öncesi sökülmüştür. Başlangıçta 47 numaralı implantın çevresinde en derin cep derinliği 8mm, 46 numarada ise 6 mm tespit edilmiş ve sondalamada kanama ve püy varlığı saptanmıştır. Cerrahi tedavide önce Ni-Ti fırça ve AirFlow ile yüzey dekontaminasyonu yapılmış, ardından defekt bölgesine PRF uygulanmıştır. 5. Ay kontrolünde, her iki implant çevresinde en derin cep derinlikleri 3 mm ölçülmüş, sondalamada kanama ve püy tamamen ortadan kalkmıştır. Protetik rehabilitasyon başarı ile tamamlanmıştır.
Tartışma ve Sonuç
Sistemik olarak sağlıklı ve sigara kullanmayan her iki hastada da defekt morfolojisine uygun olarak planlanan cerrahi peri-implantitis tedavi yaklaşımlarının klinik parametrelerde anlamlı iyileşme sağladığı görülmüştür. Farklı peri-implantitis defekt tiplerinde, risk faktörlerinin modifiye edilerek vakaya özgü tedavi planlaması tedavide etkin bir rol oynamaktadır.
Introduction
Peri-implantitis is a plaque-associated pathological condition characterized by inflammation in the peri-implant mucosa, followed by progressive loss of supporting bone around dental implants. The primary goal of peri-implantitis therapy is to eliminate the biofilm and create an implant surface conducive to re-osseointegration. This case series aims to present the surgical treatment and outcomes of two patients diagnosed with peri-implantitis.
Case Presentations
Case 1: A 58-year-old male presented with bleeding around a dental implant. Peri-implantitis was diagnosed around implant #36, classified as a Class Ib defect. Clinical examination revealed maximum probing depth (PD) of 8 mm, bleeding on probing (BOP), and suppuration. After non-surgical peri-implant and periodontal therapy (plastic curette + AirFlow), surgical treatment was performed at the 3-month follow-up. Granulation tissue was surgically removed, and the defect was reconstructed with xenograft/PRF combination. At the 9-month clinical control, the deepest buccal PD was 5 mm, and both BOP and suppuration were completely resolved.
Case 2: A 65-year-old male sought treatment for food impaction around the prostheses on implants #46 and #47. Class IIIb bone defects were identified around both implants. The misfit prostheses were removed before surgery. The initial assessment revealed a maximum PD of 8 mm at #47 and 6 mm at #46, with BOP and suppuration present at both sites. Surgical treatment involved surface decontamination using a Ni-Ti brush and AirFlow, followed by PRF placement. At the 5-month control, the deepest PD was reduced to 3 mm at both implants, and BOP and suppuration were eliminated. Successful prosthetic rehabilitation was completed.
Discussion and Conclusion
Surgical peri-implantitis treatments planned according to defect morphology in these two systemically healthy, non-smoking patients resulted in significant improvement in clinical parameters. Modifying risk factors and implementing a case-specific treatment plan tailored to different peri-implantitis defect types plays a crucial role in treatment efficacy.