Musul İstanbul Bağdat Arasında Bir Müzik Köprüsü Musullu Hafız Osman
Uluslararası Sanat Tasarım ve Eğitim Dergisi, cilt.3, sa.3, ss.18-33, 2022 (Hakemli Dergi)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 3 Sayı: 3
- Basım Tarihi: 2022
- Doi Numarası: 10.5281/zenodo.7426382
- Dergi Adı: Uluslararası Sanat Tasarım ve Eğitim Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: Root Indexing, Other Indexes
- Sayfa Sayıları: ss.18-33
- Dokuz Eylül Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Tasavvuf, edebiyat, musiki ve kıraat ilimlerinin birbiriyle olan organik bağının önemli bir temsilcisi olan Musullu Hafız Osman
Efendi, İstanbul ve Arap ülkeleri arasında müzikal etkileşimi sağlamış önemli bir figürdür. Farklı bir kültüre mensup bir birey
olarak Musullu Hafız Osman Dede’nin Türk musikisine hizmetleri ve icra üslubuna dair tercihleri vurgulanarak, günümüz
sanatkârlarınca anlaşılması amaçlanmıştır.
Hafız Osman Efendi, Türk müziğiyle Arap müziği arasında bir köprü olduğu kadar, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne
geçiş döneminin de simgelerindendir. Osmanlı topraklarında Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde yaşanan siyasi değişimler
ve Batılılaşma sürecinin sebep olduğu musiki alanında yaşanan bazı yasakların sonucu olarak, doğu ile batı arasında sıkışan
Türk müzik kültürü, arabesk adı verilen bir sentez ortaya koyan müzisyenlerin elinde deforme olmaya başlamıştır. Bu sancılı
dönemin geçiş sürecinde klasik müziğine sahip çıkan Zekai Dede, Hüseyin Fahreddin Dede ve Tanburi Cemil Bey gibi musiki
üstatlarının meşk silsilesine dâhil olan Hafız Osman Efendi’nin nasıl bir köprü olduğu bu çalışma ile ortaya konmaya
çalışılmıştır.
Hafız Osman Efendi’nin yaşadığı dönem, çevresi ve seyahatleri incelenerek Türk müzik kültürüne etkileri saptanmıştır. Ortaya
konan bilgiler Osman Dede’nin münevver kimliğinin, manevi olgunluğunun, eserlerinin ve geliştirdiği kendine has icra
üslubunun gelecek kuşaklara örnek olması bakımından önem taşımaktadır.
Musullu Osman Efendi, musiki ve kıraat ilimlerinde taklitten tahkike bir yol olduğunun göstergelerindendir. Bu makalede,
taklit ve özenti aşamasında kalmadan kendi müzikal kimliğini keşfetmenin, geleneğe bağlı kalmak suretiyle, bir tekrarcı
olmadan geleneği içinden yenileştirerek, kendine has bir üslup geliştirmenin mümkün olduğu Osman Efendi özelinde
anlatılmıştır.
Osman Efendi, form ve coğrafya açısından türü ayırt edici üslubun müziğe etkilerinin net bir şekilde açıklanabileceği önemli
örneklerden biridir. Arap kökenli olmasına rağmen bestelediği Türk musikisi eserlerinde klasik Türk musikisi geleneğindeki
icra üslubuna bağlı kalmıştır. Musul’da yaptığı müziklerde ise bir Arap müzisyen olmanın hakkını vermiştir. Kur’an-ı Kerim
tilavetinde de Osman Efendi, Musul’da Kıraat ilimlerinde usta bir eğitimci haline gelmiş olmasına rağmen, İstanbul usulü
Kur’an tilavetini öğrenecek kadar bulunduğu kültüre sevgi ve saygı duymuştur. Bu hususun millî tilâvet üsluplarının
korunmasının ve kıymetlerinin anlaşılmasının önemine dair alt metnini vurgulamak makalenin hedefleri arasındadır. Çünkü
her kültürün genetik kodlarıyla, toplumsal karakteriyle, estetik algısıyla, milli musikisiyle, dili, konuşma tavrı ve ağız yapısıyla
şekillendirdiği sosyal ve bilişsel kendine has dil ve müzik geleneği olmalıdır.
Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden literatür tarama, veri analizi ve tarihi kaynakların incelenmesi yöntemiyle
oluşturulmuştur.