Endometrium kanserli hastaların moleküler profilinin analiz edilmesi
Tez Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Aziz Sancar Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü, Genetik Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tez Danışmanı: Prof. Dr. Sema Sırma Ekmekci
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:
Endometriyal kanser kadın genital sisteminin en sık görülen malignitesi olup çoğu olgu erken evrede tanı almakta ve yüksek sağkalım oranları göstermektedir. Bununla birlikte, hastalığın biyolojik heterojenitesi ve klinik seyri, klasik histopatolojik parametrelerle her zaman yeterince öngörülememektedir. Son yıllarda moleküler sınıflama sistemlerinin klinik uygulamaya girmesiyle birlikte, özellikle DNA polimeraz epsilon (POLE) genindeki mutasyonlar endometriyal kanserde prognostik ve terapötik açıdan önemli bir alt grubu tanımlamaktadır. Bu çalışmada, POLE mutasyon durumuna göre endometriyal kanserli hastaların demografik, klinik, patolojik ve sağkalım özellikleri değerlendirilmiş; ayrıca The Cancer Genome Atlas–Uterine Corpus Endometrial Carcinoma (TCGA-UCEC) verileri kullanılarak POLE geninin mRNA ekspresyon düzeyleri, klinik korelasyonları ve DNA metilasyon profilleri biyoinformatik yöntemlerle analiz edilmiştir. Toplam 51 hastanın değerlendirildiği bu çalışmada, POLE mutasyonu 2 hastada belirlenmiştir. Klinik kohortta POLE mutant grupta hipotiroidi daha fazla tespit edilmekle birlikte, demografik ve çoğu klinikopatolojik parametre açısından anlamlı fark saptanmamıştır. Sağkalım analizlerinde POLE mutant grupta daha iyi genel sağkalım izlenmekle birlikte, bu fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmamıştır. TCGA-UCEC biyoinformatik analizlerinde, POLE geninin mRNA ekspresyonunun normal endometriyum dokusuna kıyasla tüm histolojik alt tiplerde anlamlı düzeyde arttığı, ancak tümör alt tipleri arasında ekspresyon açısından anlamlı bir farklılık olmadığı gösterilmiştir. Ayrıca POLE ekspresyonunun p53-mutant tümörlerde daha yüksek olduğu, buna karşın POLE ekspresyon düzeyleri ile genel sağkalım arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı saptanmıştır. Promotör metilasyon analizlerinde ise POLE geninin genel olarak hipometile olduğu ve normal doku ile tümör dokusu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunduğu görülmüştür. Sonuç olarak, bu çalışma POLE mutasyonlarının endometriyal kanserde prognostik açıdan belirleyici bir moleküler belirteç olmasına rağmen POLE mRNA ekspresyon düzeylerinin ve metilasyon durumunun klinik seyri öngörmede sınırlı bir role sahip olabileceğini düşündürmektedir. Elde edilen klinik ve biyoinformatik bulgular, endometriyal kanserde moleküler temelli risk sınıflamasının önemini desteklemekte ve bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarına katkı sağlamaktadır.