Türk Kültüründe Udun Tarihi Kaynakları ve Tanzimattan Sonra Gelişen Ud Yapım Geleneği (19-20. Yüzyıl)


Öğr. Gör. Dr. MURAT UFUK GÜLER

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ege Üniversitesi, Türkiye

Tez Danışmanı: Dr. Öğr. Üyesi Rüçhan Bubur

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

    Ud, Doğu müzik geleneğinin hemen her döneminde en önemli çalgılardan biri olmuştur. Dokuzuncu yüzyıldan on sekizinci yüzyıla kadar müzik kuramını anlatan eserlerde, çalgının müzik perdelerini okuyucuya aktarmak için bir araç olarak kullanıldığı görülür. Armudi form, kısa sap ve geriye doğru bakan bir burguluğa sahip olan çalgı bu müzikte her zaman varlık gösterse de tel sayılarından ses deliği sayılarına ve hatta ölçülerine kadar, yüzyıllar içinde çalgı üzerinde pek çok değişim söz konusu olmuştur.

    Türklerin bu isimdeki bir çalgıyla tanışıklığı yedinci yüzyıla kadar götürülebilir. Osmanlı dönemine gelindiğinde, saray kayıtları bize çalgının müzik hayatındaki önemi hakkında bir fikir vermektedir. Bununla birlikte on sekizinci yüzyılda çalgının müzik içindeki önemini tanbura bıraktığı görülür. Tam da Batılılaşma hareketlerinin başlangıcına denk gelen ve yeni bir kimlik arayışının oluştuğu bu dönemden on dokuzuncu yüzyıla kadar artık müzikte tercih edilmeyen bir çalgı olan udun, Tanzimat sonrası oluşan kültür ortamında yeniden ortaya çıktığı görülür.

    Çalgının müzik hayatımıza yeniden girmesi, Mısır Hıdivi aracılığı ile İstanbul-Kahire ekseninde gelişen kültürel alış-veriş ve halihazırda on dokuzuncu yüzyıl başlarında Mısır’da var olduğunu bildiğimiz, Avrupa lavtasını andıran 7 çift telli bir tür udun varlığı ile ilişkilendirilmiştir.

    İstanbul’da bu dönemden sonra üretilen udlar ise diğer coğrafyalardaki udların şeklini de etkileyerek bugün ud dediğimizde aklımıza gelen çalgı formunu oluşturmuştur.