YENİDOĞANIN DENEYSEL HİPEROKSİK AKCİĞER HASARI MODELİNDE KLARİTROMİSİN, MONTELUKAST VE PENTOKSİFİLİN TEDAVİLERİNİN HİSTOLOJİK DÜZEYDE ETKİNLİĞİNİN ARAŞTIRILMASI
Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Abdullah Kumral
Tezin Onay Tarihi: 2007
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
Amaç: Günümüzde
bronkopulmoner displazi için etkinliği kanıtlanmış bir tedavi modeli bulunmamaktadır.
Bu çalışmada klaritromisin, montelukast ve pentoksifilin tedavilerinin tek
başlarına ve kombine kullanımının, hiperoksiye bağlı akciğer hasarının
giderilmesindeki etkinliğini histopatolojik düzeyde değerlendirmek amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Deney,
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Deneysel Hayvan Laboratuvarı’nda,
altı gruba ayrılan toplam 47 yavru yenidoğan sıçan ile postnatal 3–13. günler
arasında gerçekleştirildi. Grup 1’de bulunan sıçanlar kontrol grubu olarak oksijene maruz bırakılmayıp oda havasında tutuldu.
Grup 2 (klaritromisin), 3 (montelukast), 4 (pentoksifilin), 5 (klaritromisin
+ montelukast + pentoksifilin) ve 6 (plasebo) pleksiglastan imal edilen kapalı alanda tutulup deney süresince
hiperoksiye (%90 ± 2) maruz bırakıldı. Postnatal 14. günde torakotomi ile çıkarılan akciğerlerde alveolar yüzey alanı,
fibrozis ve düz kas aktin ekspresyonu değerlendirildi. Ortalama alveol alanları değerlerinin karşılaştırılması için
one-way ANOVA, fibrozis skorlarının oranları için Kolmogorov-Smirnov ve immünohistokimyasal
skorların karşılaştırılmasında Kruskal-Wallis ile Mann Whitney-U testleri
kullanıldı.
Bulgular: Ortalama alveolar yüzey alanı (μm2), grup 6’da yer alan sıçanlarda, grup
1’de bulunanlara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha düşük bulundu (50.2
± 10.4 ve 65.3 ± 2.7, p=0.001). İlaç tedavileri, tek başına kullanıldığında, ortalama alveolar yüzey
alanı açısından plaseboya üstün bulunmadı. Kombine tedavi ise plasebo tedavi
alan gruba göre anlamlı olarak daha yüksek ortalama akciğer alanı değerleri ile
sonuçlandı (64 ± 3 ve 50.2 ± 10.4, p=0.002). Fibrozis, grup 6’da yer alan
sıçanlarda, grup 1’de bulunanlara göre anlamlı olarak fazla bulundu (p=0.007). İlaç
tedavileri tek başına veya kombine kullanıldığında fibrozis açısından plasebo
gruptan istatistiksel olarak farklı bulunmadı. İmmünohistokimyasal değerlendirme
sonucunda, grup 6’da yer alan sıçanlardaki düz kas aktin ekspresyonu, grup 1’e
göre anlamlı olarak yüksek saptandı (Ortanca aktin skoru, 6 [0-12] ve 2 [1-4], p=0.045). İlaç tedavileri, tek başına
kullanıldığında, düz kas aktin ekspresyonu açısından plaseboya üstün bulunmadı.
Kombine tedavi ise plasebo tedavi alan gruba göre anlamlı olarak daha düşük aktin
skorları ile sonuçlandı (Ortanca aktin skoru, 0 [0-1] ve 6 [0-12], p=0.005).
Sonuç: Klaritromisin,
montelukast ve pentoksifilin kombine ilaç tedavisinin, yenidoğan sıçanlarda
gerçekleştirdiğimiz hiperoksik akciğer hasar modelinde plasebo tedaviye göre
üstün olduğu saptanmıştır. Bu çalışma, karmaşık patofizyolojik süreçlere sahip
ve yerleşik etkili tedavi stratejilerinin bulunmadığı yeni BPD’de, kombine ilaç
kullanımının başarılı olabileceğini göstermektedir.