Tiroid İlişkili Oftalmopatide Pentraxin-3'ün Tanısal ve Prognostik değeri
Altın Ekin M. (Yürütücü), Ekin H.
Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje, BAP Araştırma Projesi, 2026 - 2028
- Proje Türü: Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje
- Destek Programı: BAP Araştırma Projesi
- Başlama Tarihi: Ekim 2026
- Bitiş Tarihi: Kasım 2028
Proje Özeti
| Tiroid ilişkili oftalmopati (TAO), orbital dokularda inflamasyon, ödem, yağ dokusu genişlemesi ve fibrozis ile karakterize otoimmün bir hastalıktır ve görme fonksiyonlarını ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilmektedir. Hastalığın tanı ve prognozunun belirlenmesinde güvenilir biyobelirteçlere olan ihtiyaç devam etmektedir. Bu çalışmada, doğuştan bağışıklık sisteminin önemli bir bileşeni olan Pentraxin-3 (PTX3)’ün TAO’daki tanısal ve prognostik değerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışma, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde yürütülecek prospektif, gözlemsel ve metodolojik bir tanı doğruluğu çalışmasıdır. Çalışmaya toplam 120 katılımcı dahil edilecek olup; aktif TAO, inaktif TAO, TAO olmayan tiroid hastaları ve sağlıklı kontrol grubu olmak üzere dört grup oluşturulacaktır. Tüm katılımcılardan alınacak venöz kan örneklerinde serum PTX3 düzeyleri ELISA yöntemi ile ölçülecektir. Elde edilen PTX3 düzeyleri ile hastalığın klinik aktivitesi (CAS skoru), şiddeti (EUGOGO sınıflaması) ve diğer klinik/laboratuvar parametreler arasındaki ilişki değerlendirilecektir. Ayrıca PTX3’ün tanısal ayırt ediciliği ROC eğrisi analizi ile incelenecektir. Bu çalışmanın özgün değeri, PTX3’ün hem tanısal hem de prognostik bir biyobelirteç olarak TAO’daki rolünü çok yönlü olarak değerlendiren sınırlı sayıdaki çalışmalardan biri olmasıdır. Literatürde PTX3’ün inflamasyon, immün yanıt ve adipogenez süreçlerinde aktif rol oynadığı gösterilmiş olup, TAO patogenezinde de önemli bir düzenleyici olabileceği düşünülmektedir. Çalışma sonucunda, serum PTX3 düzeylerinin TAO hastalarında anlamlı derecede yüksek olduğu, hastalığın aktivitesi ve şiddeti ile ilişkili olduğu ve yüksek duyarlılık ve özgüllük ile tanısal bir belirteç olarak kullanılabileceği öngörülmektedir. Bu bulgular, PTX3’ün klinik pratikte kullanılabilecek yeni bir biyobelirteç olmasının yanı sıra, hedefe yönelik tedaviler açısından da potansiyel bir molekül olduğunu ortaya koyabilir. |