Alkan T.(Yürütücü), Feyzioğlu Demir E., Epik H., Can Semiz M.
Diğer Özel Kurumlarca Desteklenen Proje, 2026 - 2027
İyonlaştırıcı radyasyonun tıbbi, endüstriyel ve nükleer alanlarda artan
kullanımı, insan sağlığını tehdit eden radyasyon maruziyetini en aza indirecek
yeni nesil koruyucu malzemelere olan ihtiyacı her geçen gün daha da
artırmaktadır. Bu proje, radyasyonun zararlı etkilerine karşı biyouyumlu, hafif
ve toksik olmayan yeni nesil bir koruyucu malzeme geliştirme amacı
taşımaktadır. Polivinil alkol (PVA) ve polietilen glikol (PEG) polimerleri ile
yüksek atom numarasına sahip tungsten trioksit (WO₃) nanoparçacıklarının
kombine edildiği nanokompozit filmler, hem fiziksel hem de fonksiyonel
özellikleri optimize edilerek sentezlenecektir.
Geliştirilen bu malzeme, özellikle yüksek enerjili X-ışınlarının
soğurulmasına yönelik yenilikçi bir yaklaşım sunmaktadır. Yapılan literatür
taramalarına göre, WO₃ katkılı PVA esaslı kompozitlerin gama ve X-ışını
zırhlama performansı birçok çalışmada ön plana çıkmaktadır. Ancak bu projede
benzerlerinden farklı olarak: PVA/PEG/WO₃ üçlü sistemi ilk defa bu kadar
sistematik oranlarda karşılaştırmalı olarak üretilmekte, mekanik, termal,
morfolojik, optik ve dozimetrik özellikler entegre olarak değerlendirilmekte ve
ayrıca radyasyon transportuna ilişkin veriler (HVL, TVL, MFP gibi zayıflatma
parametreleri), Monte Carlo temelli GAMOS simülasyonları ile desteklenmektedir.
Bu yönüyle proje, yalnızca yeni bir malzeme geliştirmekle kalmamakta;
aynı zamanda bu malzemenin davranışlarını teorik modelleme ile karşılaştırarak
ön görülebilir, optimize edilebilir ve klinik uyarlanabilir bir yapıya
ulaşılmasını sağlamaktadır.
Karakterizasyon için FTIR, SEM, EDX, XRD, TGA ve UV-Vis gibi ileri
analiz yöntemleri kullanılacaktır. Bu testler, nanoparçacıkların polimer
matrisi içindeki dağılımını, kimyasal etkileşimleri, yapısal kararlılığı ve
ışık geçirgenliği gibi birçok özelliği ortaya koyacaktır. Ayrıca, projede
yapılacak çekme ve şişme testleri ile geliştirilen filmlerin biyomedikal
uygulamalar için esneklik ve su ile etkileşim gibi performans kriterleri de
değerlendirilecektir.
Özellikle kurşun gibi toksik malzemelere alternatif olarak geliştirilen bu biyouyumlu nanokompozitlerin, medikal ortamlarda koruyucu ekipman, radyasyondan koruyucu kaplama ve dozimetrik sensör gibi çeşitli alanlarda kullanımı mümkündür. Bu durum, projeyi sadece bilimsel değil, aynı zamanda endüstriyel ve klinik açıdan da yüksek potansiyelli ve özgün kılmaktadır.