Türkiye'den Arnavutluk'a Bektaşilik (1912-1960)


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İSA TOLGA ÇIPLAK

Danışman: AHMET MEHMETEFENDİOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bektaşilik 13. yüzyılda Hacı Bektaş Veli'nin Anadolu'da başlattığı Türk halk İslam anlayışının bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan 1826 yılında Yeniçeri ordusu ile braber yasaklandığı döneme kadar Osmanlı Devleti'nin topraklarının uzandığı yerlere tekke geleneği üzerinden yayılmıştır. 1826 yılında meydana gelen Osmanlı Devleti'nde devletin en nüfuzlu tarikatı Bektaşiliğin yasaklanmasından sonra gayriresmî duruma düşmüştür. Bektaşilik yeniden resmî haklarına kavuşmak için üç ayrı yöntem denemiştir. İlk olarak kırsal yapıda olan Arnavutluk'a sığınarak yeniden örgütlenmek, ikinci olarak Osmanlı'daki demokratikleşme hareketlerine destek vermek ve son olarak Nakşibendi tarikatından icazet alarak Osmanlı Devleti'nin resmî dini anlayışına uyumlu gözükerek yeniden resmiyet kazanmak şeklinde olmuştur. 19. yüzyıldan itibaren Arnavutluk'ta sığınak bulan Bektaşilik milliyetçi hareketlerde yer almış, Osmanlı'dan kopan Arnavutluk'ta 1921 yılından itibaren resmî haklarına kavuşmuştur. Osmanlı'nın yıkılması sonra Türkiye'nin kuruluş mücadelesinde yer alan Bektaşiler devletin düzenini bozmak isteyen irtica isyanlarına katılmadığı halde 1925 yılında Tekkeler ve Zaviyeler Kanunu kapsamında yasaklanmıştır. Türkiye'de bulunan Bektaşilerin lideri Salih Niyazi Dedebaba 1931 yılında Arnavutluk'a yerleşmiştir. Ayrıca Türkiye, Arnavutluk'tan farklı olarak Çelebi Bektaşiliği ve Alevi inançlarının bulunmasıyla ayrı bir toplum yapısına sahip olmuştur. Türkiye'de Bektaşiler tarikat yasağını çiğnemekten dolayı tutuklanırken Arnavutluk'ta Bektaşilik II. Dünya Savaşı'na kadar hızla gelişim göstermiştir. Salih Niyazi Dedebaba'nın 1941 yılında ölmesinin ardından hem Türkiye'de hem de Arnavutluk'ta Bektaşilerin liderliği konumunda iki ayrı dedebaba ortaya çıkmıştır. Nihayetinde 1944 yılında Arnavutluk'ta komünist yönetim kurulmuş ve 1967 yılında Enver Hoca tarafından Bektaşilik Arnavutluk'ta yasaklanmıştır. Türkiye'de ise laik devlet düzenine uyumlu hâlde sadece kültürel açıdan varlığını sürdüren Bektaşilik, 1950 yılında Demokrat Parti hükümeti zamanında yeniden resmiyet kazanmak istemiştir. Bu girişim 1953'te Ahmet Sırrı Baba'nın tutuklanarak sınır dışı edilmesi ile son bulmuştur. 1960 yılı Türkiye'deki Bektaşilik için bir dönüm noktası olmuş ve Bedri Noyan'ın dedebaba seçilmesiyle birlikte Türkiye, birkaç yıl içerisinde Arnavutluk karşısında yeniden Bektaşiliğin tek merkezi olma konumuna ulaşmıştır. Mısır Bektaşiliği, Arnavut milliyetçisi Recep Baba'nın ABD'nin Detroit şehrinde tekke açması ile varlığını korumuştur. Recep ve Kazım Balkalli babaların Bedri Noyan Dedebaba'ya bağlanması ile tüm dünya genelinde Türkiye Bektaşiliğin liderliğini devam ettirmiştir.