Ildırı tarihi dokusunun araştırılması ve koruma amaçlı değerlendirilmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2003
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÜZİDE BUDUN
Danışman: EMEL KAYIN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:II ÖZET ildin, Karaburun yarımadasının Sakız Adasına bakan batı kıyısında ve yarımadanın ortasında, Udin koyunun kenarında yer almaktadır. İzmir İlinin Çeşme ilçesine bağlı dört köyünden biridir, ildin Köyü, Ilıca yerleşmesine Reisdere, Germiyan köylerini de bağlayan stabilize yol ile ulaşımı sağlanan, 60 hanelik bir yerleşmedir, ildin köyü, özellikle yalan yerleşme yeri çevresinde 12 İyon kent devletinden biri olan Erythrai kalıntılarına sahip olmakla önem kazanmıştır. ildin köyünün tarihsel gelişimi incelendiğinde, ildin köyü ile yaklaşık aynı topraklara sahip Antik Erythrai'de ilk yerleşmenin ne zaman başladığını gösterecek arkeolojik belgelerin yeterli olmadığı, fakat Erythrai'ye komşu kentler veya ilişkili olduğu yakın çevredeki arkeolojik buluntular yardımıyla Erken Bronz Çağı başından beri iskanın mevcut olduğu görülmektedir. Erythrai, Zeus soyundan Rhadamentes'in oğlu Erythros yönetiminde Girit'ten gelen kolonistler tarafından kurulmuştur. Erythrai'ın M.Ö. VIII. asırda İyon şehirleri arasında tesis edilen dini ve siyasi birlik olan Panionion'a, girmiş olduğu bilinmektedir. Şehrin ismi, Yunanca kırmızı veya kırmızının bir tonu karşılığı Erythros'tan türemiştir. Erythrai kırmızı veya kızıl şehir anlamına gelir. Şehrin adı, üzerinde kurulduğu eflâtuna çalan kırmızımsı trahit kayalıktan kaynaklanmaktadır. Roma idaresine girdikten sonra Erythrai'ın gittikçe küçülen ve önemini kaybeden bir merkez durumuna girdiği görülmektedir. Bizans egemenliğinin sürdüğü yıllarda Erythrai'ın Asia eyaletinde bir şehir olarak varlığını koruduğu ve daha sonra köy kimliğine dönüştüğü bilinmektedir. Bizans yönetimi sırasında akropolün tekrar kullanıldığı, ildin köyünün bulunduğu sahada bu tarihlerde de toplu yerleşme olduğu, Arkaik nekropol olarak tanımlanan sahanın Bizans döneminde de aynı amaçla kullanıldığı mevcut kalıntılara dayanarakIll söylenmektedir. Bizans döneminden sonra Erythrai ile ilgili bilgi azalmakta ve Çeşme kasabası önem kazanmaktadır. Bu nedenle tarihsel gelişim Çeşme'ye paralel değerlendirilmiştir. Çaka Bey'in 1071-1081 yılları arasında Batı Anadolu'nun büyük bir kısmına hükmettiği bilinmektedir ve Erythrai'a da egemen olduğu düşünülmektedir. Aydınoğulları Beyliğinin hakimiyeti altına giren Çeşme, Ege Denizi seferlerinde üs olarak kullanılır. XV. Yüzyılda, Çeşme, Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Kurtuluş Savaşında Yunan birlikleri tarafından işgal edilmiş olan Çeşme, savaştan sonra İzmir'e bağlı bir ilçe merkezi olmuştur. Ildırı, günümüzde Çeşme ilçesine bağlı bir köydür, fakat yakın çevresinde bulunan ikinci konutlarda yaşayanlarla etkileşimi sebebiyle köy kimliğinden uzaklaşmıştır. Ildırı, Erythrai ören yeri ve Osmanlı dönemi sivil mimari örneklerinden oluşmuş köy yerleşimi ile ilgi çekmektedir. Ildırı köyü Erythrai arkeolojik sit alanının küçük bir bölümünde, akropolün batıya bakan yamacına yerleşmiştir. Deniz kıyısından hemen dikleşen akropol tepesi, belirgin konumuyla gerek denizden, gerekse kara yönünden ve ildin köyü, Erythrai arkeolojik sit alam içinde dikkat çekici durumdadır. Erythrai arkeolojik alam, köyün kuzeyi, güneyi ve doğusunda geniş bir alana yayılmıştır. Erythrai'de bilimsel arkeolojik kazılara 1964 yılında başlanmış, 1983 yılma kadar sürdürülmüştür. Ören yerinde ayakta kalabilmiş olan az sayıda yapı bulunmaktadır. Köy yerleşiminde yapı grupları çeşme ve konutlar olarak ayrımlandırılmıştır. Konutlar üç farklı tipoloji altında incelenmiştir, tipoloji oluşturulurken plan özelliklerinin diğer özelliklerine göre daha baskın olduğu tespit edilmiştir. Tarihi dokunun, ikinci konut oluşumu yüzünden bozulduğu, koruma önlemlerinin yetersizliği ve değişkenliğinden olumsuz yönde etkilendiği gözlenmektedir. Dokudaki tahribat göz önüne alınarak, Antik kent alanında bilimsel amaçlı kazıların başlaması, yapıların restore edilmesi gereklidir. Antik kent alam ile köy yerleşiminin çakışmasından doğan köyün taşınması ile ilgili sorun, gelecekte daha sağlıklı olabilecek teknolojik imkanlarla çözülmelidir.